(506 S. K. m. 60, 130)
Dava: Taraflar arasındaki işlemin iptali ve çekişmenin önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Samsun İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 17.7.1999 gün ve 1999/445 E. 1999/717 K. sayılı kararın incelenmesi Davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 8.2.2000 gün ve 2000/310 E. 2000/560 K. sayılı ilamı ile; (...Dava işveren tarafından açılmış olup, sigortalı Neslihan'ın işyerinde 19.11.1998 tarihinden itibaren fiilen çalışmadığının tesbiti istemine ilişkindir.
Öncelikle, Kurum müfettişleri tarafından düzenlenip, sigortalı ve işveren imzasını taşıyan tutanaklar; 506 sayılı Kanunun 130. maddesi hükmü gereğince, aksi eşdeğerde bulunan delillerle kanıtlanıncaya kadar geçerli belgelerdendir. Dava konusu olayda; sigorta müfettişi tarafından düzenlenen ve sigortalı, tanık Sevda an ve işverenin imzasını içeren 26.7.1999 tarihli tutanakta, sigortalı Neslihan'ın davacı işverene ait avukat büro işyerinde fiilen çalıştığı saptanmış giderek işbu tesbitin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanmamıştır. Ne var ki, 26.7.1999 tarihli tutanak içeriğine nazaran sigortalının işyerinde işe başlama tarihi ve çalışma süresi bakımından sigortalı, işveren ve tanık Sevda'nın beyanları arasında çelişki bulunması karşısında, sigortalının işverene ait avukatlık bürosu işyerinde işe başlama tarihi ve çalışma süresi iş bu çelişki giderilip, sigortalının Sağlık Meslek Lisesi beklemeli öğrencisi olması itibariyle okula devam mecburuyetinde bulunduğu dönem ilgili okul idaresinden sorulup yine diğer tüm deliller toplanıp irdelenerek hiçbir kuşku ve tereddüte yer bırakmayacak açıklıkta saptanarak sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken aksinin kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Öte yandan sigortalının 1.4.1981 doğumlu olması karşısında, 506 sayılı Kanunun 60/G maddesi hükmü kapsamında; 18 yaşın ikmalinden önceki sürenin prim ödeme gün sayısı hesabına dahil edileceği, sigortalılık süresinin ise ancak 18 yaşı ikmal ettiği tarihten itibaren başlamış sayılacağı olgusu da göz önünde tutulmalıdır.
O halde, davalı Kurumun bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 15.11.2000 gününde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy