(818 S. K. m. 101, 106) (6762 S. K. m. 1297) (11. HD. 20.09.1999 T. 1999/4923 E. 1999/7901 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesince verilen 20.11.2000 tarih ve 1999/1064-2000/1306 sayılı kararınca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde ... ile davalı arasında imzalanan Ferdi Emek Medical Sigorta Poliçesi ile müvekkilinin çocuğu ...ya yurt içi limitsiz hastalık tedavi teminatı tanındığını, sigortalının yanık tedavisi amacıyla yatırıldığı hastane masraflarının önceden ödeneceğini belirtmesine rağmen, bilahare ödenmeyeceğinin bildirildiğini ileri sürerek, 1.194.552.000 TL tazminatın reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya cevabında davacının 1.6.1999 tarihinde ödeyeceği prim taksitini 15.7.1999 tarihinde ödeyip, 1.7.1999 tarihinde ödeyeceği prim taksitini ise ödemediğini, sigorta özel şartlarının X. maddesi gereğince sigortalının herhangi bir taksitini vade gününün bitiminde ödememesi halinde temerrüte düşeceği, temerrüt gününü takip eden 15 gün içinde dahi prim borcu ödenmezse 15 gün süreyle teminatın duracağı ve sonraki 15 gün sonunda poliçenin münfesih hale geleceği, rizikonun poliçenin münfesih hale gelmesinden sonra gerçekleşmiş olması nedeniyle ödeme yapılmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran 537 sayılı KHK ile değişik TTK.nun 1297/2. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptalinden sonra prim ödemelerinde gecikme halinde sigortalıya uygun süre verilmesi ve buna göre ödeme yapılmadığı takdirde sözleşmenin feshi gerekirken, BK 101 ve 106. maddelerine uygun davranmadığı, gecikmeli de olsa tüm primleri aldığı, rizikonun sigorta güvencesinin sürdüğü dönemde ortaya çıktığı gerekçeleriyle davanın kabulü ile 1.194.552.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık hastalık sigortası kapsamında doğan zararın davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece uyuşmazlığın çözümünde 537 sayılı KHK ile değişik TTK.nun 1297/2. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptalinden sonra, BK.nun 101 ve 106. maddeleri uyarınca prim ödemesinde gecikme halinde sigortalıya uygun süre verilmesi ve ödeme yapılmaması halinde sözleşmenin feshinin gerektiği belirtilerek ve Dairemizin 1999/4923-2901 sayılı ilamı da emsal gösterilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki; TTK. nun 1297/2. maddesi hükmü, mal sigortalarına ilişkin bir düzenleme olup ne bu yasa hükmünün ne de emsal gösterilen dairemiz kararının somut olaya tatbik imkanı bulunmamaktadır. Gerçekten de, can sigortaları kapsamında bulunan hastalık (sağlık) sigortasına tatbik edilecek hükümler poliçe genel koşulları ile TTK.nun 1297/1. maddeleridir. Açıklanmaya çalışılan bu durum karşısında, mahkemece uyuşmazlığa tatbik edilen yasa hükümlerinin tümüyle hatalı olması nedeniyle kararda işlenen gerekçede isabetsiz ise de, davalı sigorta şirketinin poliçenin kendiliğinden fesih olduğu tarihten sonra 7. ve 8. aylara ilişkin poliçe prim taksitlerini tahsil ve kabul etmiş olması karşısında Dairemizin yerleşik uygulamasına nazaran, poliçeye geçerlilik tanıdığının kabulü gerekeceğinden sonucu itibarıyla doğru olan hükmün yukarıda açıklanan gerekçelerle onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 10.505.808 lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 17.09.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy