(743 S. K. m. 169)
Taraflar arasındaki "menfi tespit, ipoteğin iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Denizli Asliye 4. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 18.7.2000 gün ve 1999/520 E. 2000/582 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.10.2001 gün ve 2391-6753 sayılı ilamı ile; (....Davacı vekili, müvekkilinin eşinin de ortağı bulunduğu dava dışı S... İnş. Turizm. San. Tic. Ltd. Şti. ile davalı banka arasında düzenlenen Genel Kredi Sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, ayrıca aynı kredi ilişkisi sebebiyle davalı banka lehine ipotek de verdiğini, bu durumda koca menfaatine borçlanmış sayılacağından sulh hakimince tasdik edilmeyen kefalet ve ipotek işlemlerinin geçersiz olduğunu ileri sürerek müvekkilinin bu işlemlerden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Koca menfaatine olarak karı tarafından üçüncü şahsa karşı iltizam olunan borçlar sulh hakimi tarafından tasdik olunmadıkça muteber olmaz(MK. 169-III). Kural bu olmakla birlikte somut olayda yararına kefalet ve ipotek işlemleri gerçekleştirilen şirket ile davacının kocası tamamen farklı kişilikleri haiz olduklarından yapılan işlemler yönünden MK. 169/III. maddesinin uygulanma olanağı yoktur.
Mahkemece anılan yasa hükmünün yorumlanmasında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, menfi tespit ve ipoteğin iptali istemine ilişkin olup Hukuk Genel Kurulu'na intikal eden uyuşmazlık davacı Şöhret'in kocası olan dava dışı Mustafa'nın büyük ortağı olduğu limited şirket yararına borçlanması ve ipotek vermesinin M.K.nun 169. maddesi çerçevesinde geçerli bulunup-bulunmadığı konusundadır.
Yerel mahkemenin davanın kabulü ile davacının borçlu bulunmadığının tespitine ve ipotek akdinin iptaline ilişkin olarak kurduğu hüküm, Özel Dairesince yukarıda belirtilen gerekçe ile oybirliği ile bozulmuştur.
Hemen belirtmek gerekir ki;Hukuk Genel Kurulu'nun 1.3.1989 tarih, 1988/12-885 Esas ve 1989/103 Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere; Türk medeni Kanunun 169. maddesi hükmünce: "Karı koca arasında her nevi hukuki tasarruf caizdir. Karının şahsi mallarına veya mal ortaklığı usulüne tabi mallara dair karı koca arasındaki hukuki tasarruflar, Sulh hakimi tarafından tasdik olunmadıkça muteber olmaz. Koca menfaatine olarak karı tarafından üçüncü şahsa karşı iltizam olunan borçlar için dahi hüküm böyledir". Yasanın bu düzenlemesi esas itibariyle üç hükmü kapsamaktadır. "Karı koca arasındaki her nevi hukuki tasarruf caizdir" şeklindeki ilk hüküm, evlenmenin kadının hukuki ehliyetini kısıtlamadığı yolundaki genel prensibin, karı koca arasındaki hukuki işlemler açısından özel olarak teyidi niteliğini taşımaktadır. Yasa koyucu bu genel prensibe 169. maddenin müteakip iki hükmü ile iki önemli istisna getirmiş bulunmaktadır. Bunlardan ilki "Karının şahsi mallarına veya mal ortaklığı usulüne tabi mallara dair karı-koca arasındaki hukuki tasarruflar, Sulh Hakimi tarafından tasdik olunmadıkça muteber olmaz" hükmü ile düzenlenmiştir. Bu hükmün düzenleniş biçiminden anlaşılacağı üzere, ilk istisna doğrudan doğruya mal birliği ve mal ortaklığı rejimlerine ilişkin olup, konumuzla ilgili olmadığı gibi, yasal mal rejimi olarak mal ayrılığını benimseyen memleketimizde uygulama yönünden bir önemi bulunmamaktadır.
İkinci istisna "koca menfaatine olarak karı tarafından üçüncü şahsa karşı iltizam olunan borçlar için dahi hüküm böyledir." yolundaki düzenleme ile birinci istisnanın tabi olduğu sınırlamaya göndermede bulunan hükümle oluşturulmuştur. Burada açıkça görüldüğü üzere sınırlama getirilirken "iltizam olunan borçlar"a değinilmiştir. Bu durum karşısında koca yararına üçüncü kişilere karşı iltizam olunan borçların Sulh Hakiminin tasdikine ihtiyaç gösterdiği tartışmasızdır. Maddede (iltizam olunan borçlar) sözlerinin kullanılmış olması memleketimizde ve İsviçre'de (tasarrufi işlemlerin) madde kapsamına girip girmediği konusunda tartışmalara yol açmıştır. Yasa koyucunun asıl amacı kadını korumak olduğuna göre tasarrufi işlemlerin de Sulh Hakiminin tasdikine tabi olduğunun kabulü uygun görülmüştür. (İsviçre'de Federal Mahkeme Tasarrufi işlemleri madde kapsamında görmemiştir.) Hal böyle olunca koca yararına karı tarafından üçüncü kişilere karşı gerçekleştirilen ipotek işlemlerinin de geçerli olabilmesinin Sulh Hakiminin tasdikine bağlı bulunduğunun kabulü gerekir. Kural böyle olmakla beraber olayda yararına ipotek işlemleri gerçekleştirilen "S... Ltd. Şirketi" ile davacı Şöhret S.'nın kocası Mustafa tamamen farklı kişilikleri haiz olup, tasarrufun Ş...bank T.A.Ş.ne karşı kocası yararına gerçekleştirildiğinin kabulü mümkün değildir. Hal böyle olunca olayda M.K.nun 169/III. madde hükmünün uygulama yeri bulunmadığı sonucuna varılmıştır. O halde;Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 2.4.2003 gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy