(2709 S. K. m. 33) (4721 S. K. m. 79) (Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzük m. 23, 24) (Dan. 10. D. 2.10.2001 T. 1999/755 E. 2001/3329 K.)
Dava dilekçesinde vakıf idarecilerinin görevden alınmaları istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Anayasanın Temel Haklar ve Ödevler kısmında düzenlenen 33. madde, Dernek kurma hürriyeti kenar başlığını taşımakta ve bu maddenin son fıkrasında, bu madde hükümleri vakıflarla ilgili olarak da uygulanacağı belirtilmektedir. Vakıflara ilişkin kurallar yorumlanırken, vakıf kurumunun anayasal özelliğinin gözetilmesi, vakıf kurma ve yönetme işlemlerinin, bu özgürlüğün özünü zedeleyecek biçimde sınırlandırılmasına yol açılmaması gerekir.
Türk Kanuni Medeninin 79. maddesi hükmüne göre yetkili mahkemenin Tüzükte gösterilen sebeplere dayanarak teftiş makamının yapacağı başvuru üzerine, duruşma yaparak idare edenleri işten uzaklaştırılabileceği öngörülmekte, Tüzüğün 23. maddesinde de uzaklaştırmayı gerektirecek haller sayılmaktadır. Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecek olan hakimlere, anılan maddenin hiç bir takdir hakkı tanımadığının kabulü doğru değildir. Aksine bir düşünce bu konularda yargıyı, teftiş makamının onay mercii haline getirir ki bu durumda yargılamanın konumu ile bağdaşmaz ve Tüzüğe aykırı en küçük bir ayrıntının eksikliği idarecilerin görevlerinden alınmaları sonucunu doğurur.
Vakıf idarecilerinin görevlerinden uzaklaştırılmalarına ilişkin Türk Kanuni Medeninin 79. ve Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 23. maddelerinde, mahkemelerce yöneticilerin işten uzaklaştırılabileceği ya da görevden alınabileceği belirtilmek suretiyle, bu konuda hakimlere takdir hakkı tanındığına işaret edilmiştir. Şu halde, hakimin her eylemi ayrı ayrı takdir etmesi, olayın oluş biçimi, aykırılığın niteliği, aykırılıkta ısrar, iyi niyet, ölçülülük, eylem-yaptırım dengesi gibi unsurları dikkate alması gerekir.
Somut olayda; davalı vakıf idarecilerinin, eski bağış makbuzlarını kullandıkları, bağış makbuzu ve demirbaş eşya kayıt defteri tutmadıkları 1998 yılına ait teftiş ve denetleme giderlerine katılım payını gecikmeli olarak ödedikleri, vakfın kiraladığı yere ilişkin kira kontratını düzenlemedikleri, burs verdikleri öğrencilerden kimlik belgesi aldıkları ileri sürülerek görevden alınmaları istenmiş ise de; dosya kapsamından ve bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere, 1998 yılına ait teftiş ve denetleme giderlerine katılım payı geç de olsa yatırılmış, eski bağış makbuzlarının kullanılması nedeniyle ortada bir zimmetin olmadığı görülmüş, vakfın kiraladığı yere ilişkin kira kontratı ile burs verdiği öğrencilerden aldığı kimlik belgeleri dosyaya ibraz edilmiştir. İleri sürülen hususların mahiyetleri itibariyle fazla önem arzetmeyen hesap iş ve işlemlere ilişkin olması, hataların telafisi için çaba gösterilmiş bulunması, dava konusu eylemlerin kasta dayalı olmayıp mazur görülebilir ihmallerden kaynaklanması karşısında, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yerinde bulunmayan gerekçelerle kabulü doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; işten uzaklaştırılan vakıf idarecilerinin bir daha seçilemeyeceklerine ilişkin Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 24.maddesi ikinci fıkrasının Danıştay 10. Dairesinin 2.10.2001 tarih 1999/755-2001/3329 sayılı kararı ile iptal edildiği bu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 14.6.2002 tarih ve 2002/122-577 sayılı kararı ile onanarak yürürlükten kalktığı anlaşıldığından, görevden alınmalarına karar verilen vakıf idarecilerinin bir daha hiçbir vakıfta kendilerine görev verilmemesine de karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.12.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy