(657 S. K. m. 89) (5521 S. K. m. 1) (9.HD 24.05.1999 T. 1999/7930 E. 1999/9226 K.)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi G. Demirtaş Tuna tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dosyadaki bilgi ve belgeler ile sözleşme örneğinden davacının davalı Milli Eğitim Bakanlığına bağlı işyerlerinde 657 sayılı yasanın 89. maddesi gereğince ilgili Bakanlıkların onayı da alınarak atama suretiyle çalıştırıldığı ayrıca yapılan işin özelliği ile tarafların karşılıklı hak ve ödevlerini belirlemek maksadıyla idari sözleşme yapıldığı ve bu sözleşme gereğince davacının çalıştırıldığı anlaşılmaktadır.
İşin özelliği işyerinin kamu kuruluşu olması gibi unsurlar dikkate alınarak sözleşmenin taraflarından birisinin idare diğerinin ise çalışan işçi olduğu, nitelikçe idarenin yönetsel üstünlüğü ile otoritesini belirleyen unsurların sözleşmenin içeriğinde belirgin olduğu görülmektedir. Bu haliyle sözleşme idarenin düzenlediği bir hizmet sözleşmesidir, içeriğinden iş hukukunda geçerli olan taraf serbestisi, özgür davranma ve tarafların eşitliği ilkelerini gözlemek mümkün değildir. Sözleşme hükümlerinden idarenin baskın gücü ve egemenliği açıkça görülmektedir. Bu haliyle bir iş sözleşmesinin varlığından söz etmek mümkün değildir. Davacının Sosyal Güvenlik Hakları yönünden 506 sayılı yasaya tabi çalışmakta oluşu sonucu etkilememektedir.
Dairemizin geçmişte benzer kararında 657 sayılı yasanın 89. maddesi çerçevesinde kurs öğreticisi olarak duyulan ihtiyaç gereği atama suretiyle çalıştırılan işçinin işvereni ile aralarındaki ilişkinin hizmet aktine değil; idare hukuku ilkelerine dayandığı kabul edilmiştir. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 24.5.1999 tarih ve 1999/7930 E. 9226 K.)
Bu nedenlerle, dava konusu itibarı ile idari yargının görev alanına girmektedir. Mahkemelerin görevini belirlemek kamu düzenine ilişkin bir hal olup yargılamanın her aşamasında resen göz önünde bulundurulmalıdır. Davalı tarafça benzer gerekçeler ileri sürülerek görev itirazında bulunulmuştur.
Buna göre davalı itirazlarının da değerlendirilmesi ile mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden reddi gerekirken işin esasına girilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, 06.05.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy