(2926 S.K. m. 20) (1479 S.K. m. 24, 38) (506 S.K. m. 63)
Dava: Taraflar arasındaki "tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kütahya İş Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 4.6.1999 gün ve 1999/82 E. 1999/114 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21.Hukuk Dairesi'nin 20.9.1999 gün ve 1999/5727 E. 1999/5938 K.sayılı ilamiyla; (...Dava, nitelikçe zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olmadığının tespiti ile bu nedenle istenilen primlerin iptali ile 2926 sayılı yasa gereğince bağlanan ve zorunlu Bağ-Kurlu sayılması nedeniyle kesilen yaşlılık aylığının yeniden ödenmesi istemine ilişkindir. Davacının tarım Bağ-Kur sigortalısı olması nedeniyle yaşlılık aylığına hak kazanadığı ve bu nedenle kendisine yaşlalık aylığı ödendiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık; 2926 sayılı yasa gereğince yaşlılık aylığı almakla olan bir kimsenin zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılıp sayılamayacağı, giderek, zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak çalışmaya başlaması durumunda yaşlılık aylığının kesilip kesilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 1479 sayılı yasanın 24/c ve 2926 sayılı yasanın 20.maddeleridir. Anılan 24/c maddeye göre sosyal Güvenlik Kuruluşlarından yaşlılık aylığı almakla olanlar zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılmazlar. Bu nedenle, mahkemeninn davacıyı zorunlu Bağ-Kur sigortalısı saymaması ve primlerin iptaline ilişkin kararı doğrudur ve buna ilişkin davalı kurumun temyiz isteminin reddi gerekir. Ne varki, 2926 sayılı yasa gereğince ödenmekte olan yaşlılık aylığının kesilmesi gerektiği açık - seçiktir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şeklide hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunoda; mahkemece önceki kanrarda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davalı Bağ-Kur Genel Müdürlüğü vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edilldiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, nitelikçe zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olmadığının tespiti ile 2926 sayılı yasa uyarınca bağlanan ve zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılması nedeniyle kesilen yaşlılık aylığınnı ödenmesi gerektiğinin saptanması ve Kurum sataşmasının giderilmesi istemini ilişkindir. Davacının, Tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak çalıştığı ve yaşlılık aylığı yönünden anılan Yasanın öngördüğü koşullara sahip olması nedeniyle, davacıya yaşlılık aylığı bağlandığı, uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, 2926 sayılı Yasa gereğince yaşlılık aylığı almakla olan bir kimsenin zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılıp sayılamayacağı, giderek zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılmaması durumunda, yaşlılık aylığının kesilip kesilmeyeceği noktasında toplanmaktadır: Bu yönü ile davanın yasal dayanağı, belirgin olarak, 2926 sayılı kanunun 20. ve 1479 sayılı kanunun 24/II-c maddeleridir. Anılan 20. maddeye göre, yaşlılık aylığı almakta iken, bu Kanun kapsamına tabi çalışanlar hariç, diğer Sosyal Güvenlik Kanunlarına tabi olarak çalışmaya başlayanların, yaşlılık aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden aybaşından itibaren kesilir. 1479 sayılı Yasanın 24/II-c bendine göre de; Kanunla veya Kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına prim veya kesenek ödeyenlerle, bu türk kuruluşlardan, malullük veya yaşlılık aylığı ile daimi tam iş göremezlik geliri almakta olanlar, sigortalı sayılamazlar.
Gerçekten, sigortalının yaşlılık aylığının , bir başka sosyal güvenlik kurumuna tabi olarak çalışmaya başlaması ile kesileceği, 2926 sayılı Yasanın 20.maddesinin açık hükmü gereğidir. Ne var ki, sigortalının, yaşlılık aylığının kesilmesi için; başka sosyal güvenlik kanunlarına tabi olarak çalışması yeterli olmayıp anılan kuruluşlara prim ödemesi ve böylece çalıştığı kurumun aktif sigortalısı olması da gerekmektedir. Başka bir anlatımla, sigortalı, başka sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışmasına karşın, sosyal güvenlik kuruluşların yasa gereği sigortalı sayılmıyorsa, yaşlılık aylığının kesilmesine yasaca ve hukukça olanak olmadığı tatışmasızdır.
Öte yandan, 1479 sayılı Yasanın 38 ve 506 sayılı Yasanın 63. maddelerinde; yaşlılık aylığı almakta olanların, sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışması durumunda, yaşlılık aylıklarının kesileceği ve bu kişilerin çalıştıkları kurumca sigortalı sayılacağı ve ödedikleri primlerin işten ayrılmalarından sonra, yaşlılık aylığının arttırımında kullanılacağı açıkça vurgulanmıştır.
Şu duruma göre, sigortalının, yaşlılık aylığınn kesilmesi; başka sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak çalışmaya başlaması ile değil, sosyal güvenlik kurumalrına prim ve kesenek ödemeleri durumunda söz konusu olduğu açık-seçiktir.
Somut olayda, yaşlılık aylığı almakta bulunan Tarım Bağ-Kur sigortalısı 1479 sayılı Yasaya tabi olarak çalışmakta ise de, aynı yasanın 24/II-c maddesi gereğince zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olmasına olanak olmadığından, giderek 1479 sayılı Yasaya tabi olarak prim ödemesi mümkün bulunmadığından, yaşlılık aylığının kesilmesine olanak olmadığı söz götürmez. Tersinin kabulü, İş ve Sosyal Güvenlik Yasalarında öngörülen hükümlerin, sigortalılar lehine yoorumlanmasına ilişkin temel hukuk ilkesine uygun düşmeyeceği hukuksal gerçeği de ortadadır.
Açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin direnme kararı usul ve yasaya uygun olup onanması gerekir.
Sonuç: davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararını yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, 1479 sayılı Bağ-Kur kanununu değiştiren 3165 sayılı Kanun gereğince kurumdan harç alınmasına gerek olmadığına, 12.4.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy