(5846 S. K. m. 81) (5237 S. K. m. 44)
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, sanık hakkında 5846 sayılı Kanun’un 81/10. maddesi uyarınca verilen beraat kararının temyiz kapsamı dışında olduğu ve katılan vekilinin temyizinin vekalet ücretine yönelik olduğu anlaşılmakla, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizin de benimsediği 08/04/2014 tarih 2013/7-591 Esas 2014/171 karar sayılı kararında açıklandığı üzere, bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçlarında suçun mağdurunun doğrudan eser sahipleri olmayıp toplumu oluşturan bireyler olduğu, 5237 sayılı TCK’nin hazırlanmasında esas alınan suç teorisine göre bu durumda yani suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireyler olması halinde tüzel kişiler suçtan zarar gören olmalarına rağmen suçun mağduru sayılmayacağından meslek birliklerinin şikayetçi olması halinde de durumun değişmeyeceği cihetle; sanık hakkında açılan ve asıl dosya ile birleştirme kararı verilerek görülen dava dosyalarının incelenmesinde, kamu davalarına konu suçların işlendiği tarihler arasındaki zaman aralığı ve iddianame tarihleri açısından hukuki kesintinin gerçekleşmemiş olması karşısında, sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı mağdura karşı aynı suçu birden fazla işlediği anlaşıldığından, sanık hakkında TCK'nin 43/1. maddesi uyarınca uygulama yapılması yerine ayrı ayrı hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1- 5237 sayılı TCK'nin 44. maddesinde “işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılır” hükmüne yer verilmesi, bir fiilden kastedilenin sanığın hareket veya hareketlerinin bir sonucu elde etmeye (bir suçu işlemeye) yönelik olması, bu nedenle de fiilde birden fazla hareketin bulunabilmesi karşısında; sanığa ait iş yerinde 02.08.2013 tarihinde yapılan aramada 610 adet sahte bandrollü ve 64 adet bandrolsüz kitap ile 10.10.2013 tarihinde yapılan aramada 155 adet bandrolsüz, 22 adet sahte bandrollü ve 4 adet usulsüz bandrollü kitap sattığı nazara alındığında, tespit edilen sanığın eylemlerinin TCK'nin 44. maddesi aracılığıyla 5846 sayılı Kanun'un 81/9. maddesine uyduğu gözetilmeden, aynı Kanun’un 71/1, 81/13. maddeleri uyarınca hükümler kurulması,
2- Kendini vekille temsil ettiren katılan ... birliği lehine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca, tebliğnameye kısmen uygun olarak, BOZULMASINA, yeniden yapılacak yargılamada CMUK’nin 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 05.02.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)