1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’na aykırı davranmak suçundan sanıklar ... ve ...’in, anılan Kanun’un ek 2/2. maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 2 ay 15 gün hapis ve 820,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Ceyhan 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/04/2016 tarihli ve 2015/811 esas, 2016/433 sayılı kararına karşı katılan kurum vekilinin vekalet ücreti yönünden yaptığı itirazın kabulü ile dosyanın Mahkemesine gönderilmesine ilişkin Ceyhan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/06/2016 tarihli ve 2016/249 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 08/03/2017 gün ve 930 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekinde bulunan dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/03/2017 gün ve KYB-2017-16218 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/01/2013 tarihli ve 2012/10-534 esas, 2013/15 sayılı kararı uyarınca, itiraz merciinin yapacağı incelemeyi sadece 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin 6. fıkrasında yer alan suça ve sanığa ilişkin objektif (nesnel) uygulama koşullarının var olup olmadığı ile sınırlı olarak değil, hem maddi olay hem de hukuki yönden yapması gerektiği yönündeki açıklama ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 271/2. maddesi uyarınca, itirazı yerinde gören merciin, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da bir karar vermesi gerektiği hususu nazara alındığında, Ceyhan 4. Asliye Ceza Mahkemesinin kararının kaldırılmasına merci sıfatıyla karar veren Ceyhan 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından itiraz konusu olan vekalet ücreti yönünden bir karar verilmemesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı yapılan itirazların itiraz merciince incelenmesi sırasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasında yer alan suça ve sanığa ilişkin objektif uygulama koşullarının var olup olmadığı ile sınırlı olarak değerlendirme yapılması gerekecektir. Aksi halde, yani itiraz merciinin işin esası yönünden iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere göre inceleme yapıp yükletilen suçun sübut bulup bulmadığına ilişkin vereceği kararın CMK’nın 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olacağı gözetildiğinde itiraz mercii Yargıtay’dan daha geniş yetki kullanmış olacaktır. Yine yerel mahkemelerce verilen kararların temyiz edilmesi halinde, Yargıtay tarafından temyiz incelemesi yapılarak verilecek hükme göre kararın kesinleşmesi mümkün iken, açıklanması geri bırakılan hükme yönelik itirazı inceleyen itiraz merciinin suçun sübut bulmadığı gerekçesiyle vereceği kesin nitelikteki beraat kararı temyiz denetiminden geçmeksizin kesinleşebilecektir ki bu hususun kabulü mümkün değildir.
Bu itibarla, itiraz merciinin sadece itirazın ''reddine'' veya ''kabulüne'' şeklinde karar vererek dosyayı mahkemesine göndermesi yeterli olup, vekalet ücreti ile ilgili karar vermemesinde Kanuna aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, yerinde görülmeyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 05/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy