(5237 S. K. m. 51) (5271 S. K. m. 231)
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak; 1) Adli sicil kaydına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin ilamların dışında kasıtlı suçtan mahkumiyete ilişkin sabıkası bulunmayan sanık hakkında, "sanık hakkında daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi," şeklindeki gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 72. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 231/8. maddesi uyarınca denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işleyen sanık hakkında yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceğinin hüküm altına alındığı, sanığın adli sicil kaydında yer alan kayıtların ise suç tarihinden öncesine ilişkin olması ve sanığın gümrük vergilerini ödeyerek kamu zararını giderdiğine ilişkin makbuzu dosyaya sunmuş olması karşısında, sanık hakkında CMK'nin 231/6. maddesinde öngörülen sübjektif koşulların oluşup oluşmadığı karar yerinde tartışılmadan yasal olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması yer olmadığına dair yazılı şekilde hüküm tesisi,
2) 5237 sayılı TCK'nin 51. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; sanığın daha önce üç aydan fazla hapis cezası ile cezalandırılmamış olması koşulu ve (b) bendinde; suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işleyemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması hükmü getirilmiş olmakla, sanığın sabıkasında bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının davayı sona erdiren nihai hüküm niteliğinde bir karar olmadığı cihetle, ertelemeye engel sabıkası olmayan sanığın suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşup oluşmamasına göre hapis cezasının ertelenmesine karar verilip verilmeyeceğinin tartışılması gerektiği gözetilmeden "Sanık hakkında daha önce Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, denetim süresine tabi tutulduğu, ancak denetim süresi içerisinde tekrar kasıtlı olan kaçakçılık suçunu işlediğinden tekrar suç işlemeyeceğine dair mahkemede olumlu kanaat oluşmadığından," şeklindeki yasal olmayan ve yetersiz gerekçe ile ertelemeye yer olmadığına karar verilmesi,
3) Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık ile katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, tebliğnameye aykırı olarak 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 02.03.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)