(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230)
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1) Karar tarihinden önce 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu'nda, 25/07/2016 tarihli ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan değişiklikler sonucunda; Jandarmanın askeri bir güvenlik kuvveti olmaktan çıktığı ve kural olarak Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinden ayrıldığı, Jandarma personelinin askeri görevlerinin sınırlandırıldığı, Jandarma personeline askeri görev verilmesinin istisnai olduğu ve belirli şartlar gerçekleştiğinde, ancak askeri görev verilebileceği, askeri mahkemelerin Jandarma personelini yargılama görevinin sadece askeri görev verildiği takdirde söz konusu olabileceği, buna göre 2803 sayılı Kanunu'nun 7. maddesine göre Jandarmaya sadece kanunlarla askeri görev verildiği takdirde aynı Kanun'un 15/d maddesine göre Jandarma personeli askeri mahkemelerde yargılanabileceği gözetilmeksizin Jandarma personeli olan sanığın, kanunlarla tevdi edilmiş askeri bir görevden kaynaklanmayan dava konusu eylemi nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141, CMK'nin 34/1., 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtay'ın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün neden açıklandığına ilişkin gerekçeyle yetinilip yazılı şekilde gerekçesiz hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1) Dosya dizi 13-23’de yer alan belgelere göre, antisosyal kişilik zemininde anksiyete bozukluğu tanısıyla tedavi gördüğü ve madde kullanım öyküsü bulunduğu anlaşılan sanığın, denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle ihbarda bulunulması sonra alınan beyanında psikolojisi bozuk olduğu için birliğine katılamadığını beyan ettiği dikkate alındığında, sanığın suç tarihlerinde psikiyatrik yönden askerliğe elverişlilik durumu ve ceza ehliyeti ile ilgili ortaya çıkan şüphenin giderilmesi için psikiyatri uzmanı bir bilirkişiye muayenesi yaptırılıp, bilirkişinin lüzum görmesi hâlinde adli gözlem altına aldırılması, elde edilecek sonuca göre hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
2) Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, HÜKMÜN, tebliğnameye uygun olarak, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca, BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 24/06/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.(¤¤)