(2004 S. K. m. 100, 142) (6183 S. K. m. 21/1) (2918 S. K. m. 20/d)
Dava: Taraflar arasındaki derece kararına itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı Hazine vekilince temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, İİK.nun 142. maddesi gereğince sıra cetveline itiraza ilişkindir.
İcra Müdürlüğünce, "fiili haciz olmadığı" gerekçesi ile aracın trafik kaydına konulan hacze itibar edilmiyerek, davacı Vergi Dairesi Müdürlüğünün alacağı sıra cetveline alınmamıştır. Oysa, satışa ve bedeli paylaşma konu olan mal kara taşıt aracı olup, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 18.6.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3176 sayılı Kanunla değişik 20/d maddesi hükmünce satış ve devri noterlerce düzenlenecek resmi senede dayanmadıkça hukuken geçersiz sayılmış ve aynı maddenin (e) fıkrasına göre resmi senetle yapılacak satışların 1 ay içinde sicil kaydına intikal ettirilmemesi cezai müeyyideye bağlanmıştır. Görülüyor ki yasa kamu yararı yönünden kara taşıt araçlarının Devletin denetiminde satışını ve sicil kayıtlarının tutulmasını sağlamış olmakla, araçların sicil kaydına mülkiyet belgesi değeri vermiştir. Bu durumda zilyetliği mülkiyet karinesi olarak kabul edilemiyecek olan kara taşıt araçları için, sicil kaydına konulacak haczin, mülkiyet tasarrufunu kısıtlaması yönünden hukuken geçerli bir el koyma ve haciz olarak kabulü gerektiğinden hacze iştirakin diğer koşullarının da bulunması halinde alacağın sıra cetveline alınması gerekir.
Öte yandan; davacı alacağı, 6183 sayılı Yasanın 21/1. maddesi gereğince devlet alacağı olup, imtiyazlıdır. Üçüncü kişiler tarafından haczedilen mallara, Devlet alacağından dolayı da haciz konmuş ise İİK.nun 100. maddesindeki şartlar aranmadan hacze iştirak eder. Satış bedeli garameten taksim edilir.
Buna göre, davacı Vergi Dairesinin 2.7.1991 tarihinde Trafik Şubesine yazdığı yazıya istinaden aracın kaydına haciz şerhihin kaydedilip edilmediği araştırılıp, mahcuzun satış tarihi olan 30.7.1991 tarihinden önce kaydına haciz şerhi verilip verilmediği saptanarak, kaydın haczin satış tarihinden önceye ilişkin ise haczin 1. sıradaki hacze iştiraki kabul edilerek bedelinin garameten taksimine ve bu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddi isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 23.9.1992 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy