(818 S. K. m. 53/2, 43, 44)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkillerinin murisinin, davalının yönetimindeki aracın devrilmesi sonucunda öldüğünü belirtip, davacı eş için 30 milyon TL., davacı çocuklarının her biri için 15'er milyon TL. manevi, fazlaya talep hakkını saklı tutarak 10 milyon TL.de maddi tazminata hükmolunması isteği ile dava açmış; davalı vekili, davanın reddini istemiş; mahkemece, davacı eş için 26.250.000 TL., davacı çocukların her biri için 13.125.000'er TL. manevi, 10 milyon TL. maddi olmak üzere toplam 62.500.000 TL. tazminata hükmolunmuş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece, toplanıp değerlendirilen delillere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Talep konusu olan 10 milyon TL. maddi tazminatın, davacılardan hangisi veya hangileri hakkında ve her biri için ne miktar istenmekte olduğu dava dilekçesinde açıklanmış olmadığı gibi; yargılama safahatında da mahkemece açıklatılmış değildir. Hükmolunan 10 milyon TL. maddi tazminatın da kim hakkında olduğu veya davacıların her biri için ne miktarının hükmedilmiş
olduğu kararda açıklanmış değildir. Bu nedenledir ki mahkemece davacı vekiline gerekli açıklamalar yaptırılıp değerlendirilerek buna göre hüküm oluşturulması gerekir.
3- Müteveffa, davalının aracında taşınan olmakla olayın oluşunda doğrudan etkili bulunmamaktadır. Ne varki, olayın (motor tamircisi olan müteveffanın bir tamir işi için gittiği üsküp kazalarına, yakın arkadaşı olan davalıyı kendisini Kırklareli'ye geri götürmek üzere çağırdığı; bu sebeple müteveffanın yanına giden davalıyı birlikte içki içmeğe ikna ettiği ve gece geç saatlere kadar içki içtikleri; bilahare davalının aracıyla Kırklareli'ye birlikte dönüyorlar iken aracın devrilmesi sonucunda müteveffanın önce yaralandığı, sonra da kaldırıldığı hastanede vefat ettiği) şeklinde vuku bulduğu tartışmasızdır. Oto tamircisi olan, mesleği itibari ile bu tür davranışların vahim ve elim sonuçlar tevlit edeceğini herkesten fazla bilmesi gereken, kendisini otosu ile geri götürmek üzere davet ettiği arkadaşını içmeğe teşvik edip gece geç saatlerde bu şekilde içkili bir sürücünün aracına kendisi de içkili şekilde binen müteveffanın bu davranışı, zararı doğuran eyleme zımnö suretle de olsa rıza göstermektir. Gerçekten mevcut hal ve şartlar altında çok tehlikeli olduğu bilenen bir otomobil yolculuğuna çıkılması doğru olmayan bir hareket tarzı olarak benimsenmek gerekir ve bu sebepten dolayı da müterafik kusur teşkil eder. Taşımanın şekli de hatır taşımasıdır. BK.nun 53/2. maddesi hükmü icabı ceza mahkemesinin mahkumiyet kararında tespit olunan, fail ile mağdur arasındaki kusur oranı hukuk hakimini bağlayıcı olmayıp, ceza mahkumiyetine esas alınan kusur oranının hukuk mahkemesinde inceleme konusu yapılan hukuki meselelere cevap verecek nitelikte bulunmaması halinde hukuk hakimince yeniden değerlendirmeye tabi tutulup takdir olunması icap eder. BK.nun 43 ve 44. maddeleri birbirlerini
tamamlayan hükümleri havidir. Hakim gerek tazminatın şeklini, gerekse miktarını tayin ederken kusur oranı ile birlikte, halin özelliklerini de gözönünde bulundurmak zorundadır. Oluş şeklinin yukarıda açıklanan özellikleri de bu maddeler kapsamı içinde mütalaa edilmesi gereken bir husus olup tazminatın hakkaniyete uygun bir miktar indirilmesini icap ettirir. Mahkemenin tazminat miktarlarından hatır taşıması durumunu nazara almaksızın cezadaki kusura tekabül eden 1/8 oranında bir indirim yapmış olduğu
anlaşılmakta ise de, bu miktar indirim anılan maddeler uarınca hakkaniyete uygun düşen bir indirim miktarı değildir.
4- Hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda maddi tazminat miktarı, (davacı çocukların geçim durumlarının davacı anneye ait olacağı, kazancın 30'unun da müteveffa için ayrılacağı, bu suretle kazancın 70'inin davacı anneye -müteveffanın eşine- yansıtılacağı) esaslarına göre sadece davacı eş hakkında hesaplanmış olup bu şekildeki yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm oluşturulması da isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte yazılı nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddiyle, 2, 3, 4 nolu bentlerde yazılı nedenlerle kararın davalı yararına (BOZULMASINA), 62.500 TL. peşin harcın istek halinde davalıya iadesine, 16.4.1993 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy