(818 S. K. m. 96, 102, 105)
Dava: Davacı; 1- Ç... Çelik Endüstrisi A.Ş. 2- Ç... İthalat ve İhracat T.A.Ş. 3- Mehmet 4- Ç... Holding A.Ş. Vekilleri ile davalı .... A.Ş. Vekilleri arasında görülen menfi tespit davası hakkında, (İstanbul Yedinci Asliye Ticaret Mahkemesi)nden verilen 26.11.1991 gün ve 224-1099 sayılı hükmün onanmasına ilişkin Dairemizin 5.11.1992 gün ve 2649-5680 sayılı ilamına karşı davalı vekili tarafından süresi içinde karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla; dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1 - Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve özellikle taraflar arasında akdedilmiş bulunan sözleşmenin 24/7. maddesi hükmüne, anılan maddenin son paragrafındaki müeyyidenin ilk paragrafın uygulanmasına mani teşkil etmemesine, ek taahhütnamenin son cümlesindeki kısa vadeli kredi faiz oranına % 15 ilavesi ile temerrüt faizinin uygulanacağının belirtilmesinin kredinin Türk Lirası üzerinden kurulduğunu göstermesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.
2 - Davalı bankaca, davacı lehine verdiği aval nedeniyle muhataba toplam 2.092.094 Amerikan Doları'nın transferinin gerçekleştirildiği ve davacının ek taahhütname hükümlerine rağmen poliçe bedelini süresinde davalı bankaya yatırmadığı ve mütemerrit duruma düştüğü taraflar arasında tartışmasızdır.
Bilirkişi raporunda açıklandığı gibi, davalı transfer edilen poliçe bedelini döviz kredisi olarak izlemiş, bu tutara % 9 akreditif aval ve transfer komisyonu ile % 32 gecikme faizi tahakkuk ettirmiş, davacı şirketin borcunu Türk Lirası olarak ödemeye başlaması üzerine döviz kredisinde izlediği hesaba 14.3.1988 tarihinde 7.3.1988-14.3.1988 tarihleri arası için 7 gün gecikme faizi (% 32) tahakkuk ettirmek suretiyle 2.306.417.42 Amerikan Doları'na ulaşan bu krediyi bu bakiyeden kapatarak Türk Lirası karşılığı olan meblağları muhtelif alacak hesabına borç işlemiştir. Borç olarak işlenen toplam 3.500.055.329 lira yukarıda belirtilen 2.306.417.42 Amerikan Doları ve kur farkı kalemleri göz önüne alınarak ulaşılan tutardır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının sorumlu olduğu tutar tespit edilirken, firmaya açılan kredinin gayri nakdi kredi olduğu transfer edilen poliçe bedellerinin Türk Lirası karşılıklarına davalı bankaca uygulanmakta olan kısa vadeli kredi faiz oranı + % 15 eklenmek suretiyle temerrüt faizi uygulanması gerektiği döviz kredisi olmadığından davalının kur farkı (komisyon) adı altında bir istemde bulunamayacağı, sonuç olarak alacak + temerrüt faizi, + kaynak kullanımını destekleme fonu, + gider vergisi ve transfer komisyonu olmak üzere alacaklı bulunduğu miktar tespit edilerek, davalı bankanın ayrıca bankalar arası serbest piyasada serbest kur üzerinden döviz satın alarak döviz pozisyonundaki açığını kapatmasının davacının sorumluluğunda olmayacağı, davalı bankanın döviz yükümlülüklerini gözönünde tutarak gerekli olan tutarda döviz bulundurmak zorunda olduğu mütalaa edilmiştir. Davalı, dava dilekçesine cevabında ve izleyen layihalarında, davacının ek taahhütname gereği poliçe bedellerini vadesinden 15 gün evvel başlamak üzere vade bitimine 7 gün kalıncaya kadar bankalarına yatıracağını taahhüt ettiği halde, bu taahhüde uymadığını yapmış oldukları döviz transferleri nedeniyle döviz pozisyonlarında meydana gelen açığı kapamak zorunda olduklarından, bankalardan fazla fiyatlarda döviz aldıklarını, davacının temerrüt tarihinde ödemesi gereken 2.092.094 Amerikan Doları'nı yada poliçe bedeli doların satın alınabileceği Türk Lirası'nı bankaya yatırmış olsaydı bunu dövize çevirerek uyguladıkları komisyon nisbeti üzerinden müşterisine kullandırabileceklerini, böylece zarar görmeyecekleri gibi ticari gelir de sağlayacaklarını savunmuştur.
BK.nun 96, 102. maddeleri hükümleri gereği alacaklı, hakkından kısmen veya tamamen istifa edemediği takdirde borçlu kendisine hiçbir kusurun isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan doğan zararı tazmine mecbur ve yine mütemerrit olan borçlu, borcunun teehhürle ifasından dolayı zarar ve ziyandan mükellef olduğu gibi, yine aynı Yasanın 105. maddesi, alacaklının düçar olduğu zararını talep edebileceği geçmiş günler faizinden fazla olması halinde, borçlunun kendisine hiçbir kusur isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazminle mükellef olduğunu hükme bağlamıştır. BK.nun 105. maddesindeki zarara dayanak alınan alacak kavramına, sözleşmelerden doğan veya haksız fiile dayalı alacakların tamamı dahil olup, temerrüde konu ve faize hak veren yasal bir alacağın mevcudiyeti yeterlidir. Bu durumda ise, borçlu mütemerrit olmasaydı ve borcunu zamanında ödeseydi alacaklının varlığı ne duruma gelecek idi ise o durum sağlanmalıdır. Bu ölçüler içinde, davalının savunması göz önüne alınarak, var ise faizle karşılanamayan davalı zararının kanıtlanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmekte olup, hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda bir nolu bentte yazılı nedenle sair karar düzeltme isteminin reddine, iki nolu bentte yazılı nedenlerle karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairemizin 5.11.1992 tarih, 1992/2649 esas, 92/5680 sayılı onama kararının kaldırılmasına, hükmün davalı yararına (BOZULMASINA), önce alınan onama harcının istek halinde iadesine, vekili evvelce duruşmaya gelen davalı yararına takdir edilen 11.000 TL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 27.10.1993 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy