(2918 S. K. m. 97) (1086 S. K. m. 432)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılardan Seta ve süresi içinde de diğer davalı PFA Sigorta A.Ş. vekili Başak Mer tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Davalı Seta'nın temyizi yönünden;
1- Mahkeme hükmü davalı Seta'ya 18.12.1992 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi ise HUMK.nun 432. maddesinin 1. fıkrası hükmünde öngörülen 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra 21.1.1993 tarihinde verilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre Yargıtay'ın da inceleyip karar verebileceği kabul edilmiş olmakla, temyiz isteğinin reddi gerekmektedir.
2- Davalı PF Sigorta A.Ş. vekilinin temyizine gelince;
Kasko sigortası bir otomobil sigorta türü olmakla birlikte, amacı yönünden gerek " zorunlu" ve gerekse "ihtiyari" malı sorumluluk sigortaları ile hiçbir ilişkisi yoktur. Bu yüzden Karayolları Trafik Yasasının "hukuksal sorumluluk ve sigorta" başlığını taşıyan bölüm hükümleri arasında yer almamıştır.
Zorunlu ve ihtiyari mali sorumluluk sigortasıyla trafik olayında zarara uğrayan üçüncü kişilerin zararının karşılanması amacı güdülür. Kasko sigortasında ise doğrudan sigortalının ya da aracı kullananın istenci dışında kalan olaylar sonucu meydana gelen zararların giderilmesi öngörülmüştür.
Olayı meydana getiren davalı aracı, hem davalı sigorta şirketine, hem de dava dışı başka bir şirkete sigorta ettirilmiştir. Birincisi "kasko sigortası" olup sigorta edilen araçta oluşan hasarın davalı sigortalıya yani davalı Seta'ya ödenmesini güvence altına alır. Davacı çarpma dolayısıyla kendi aracında meydana gelen zararın ödenmesi için "kasko sigortasına" ait poliçeye dayanarak davalı sigorta şirketine başvuramaz. Zira, kasko sigortası hangi araç için yapılmışsa, ancak o araçta oluşan zararı karşılar. Olayda, kasko sigortası anlaşması davalı kişiyle öbür davalı sigorta şirketi arasında yapılmıştır. Davacı yan, iki davalı arasındaki kasko sigorta anlaşmasından yararlanamaz. Çünkü kasko sigortalarının üçüncü kişilerin uğrayacakları zararı ödeme özelliği yoktur. Bu nedenle üçüncü kişi davacıya karşı, kasko sigortası yapan davalı şirketin olaya karışan sigortalı davalı araç sahibi ile ortaklaşa ve dayanışmalı olarak sorumlu tutulma olanağı yoktur.
Öte yandan, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 97. maddesine göre, zarar gören kimse zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar için doğrudan doğruya sigorta şirketine karşı dava açmak olanağına sahiptir. Olayda, davalı Seta'ya ait aracın ayrıca dava dışı Alman sigorta şirketine "zorunlu mali sorumluluk sigortasıyla" sigorta ettirdiği anlaşılmaktadır. Bu sigorta türüyle davacının uğradığı zararı ödettirmesi olasıdır. Bu nedenle dava dışı sigorta şirketi hakkında dava açılıp, bu dava ile birleştirilmek ya da anılan sigorta şirketi hakkında açılacak davanın bağımsız olarak yürütülmesi olanağı bulunduğu halde buna yönelik sigorta ad ve poliçe sayısı açıklanan savunma gözetilerek değer konusunda araştırma yapılıp sonucuna göre karar verilmemesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle davalı Seta'nın temyiz isteminin süre yönünden reddine, ikinci bendde yazılı nedenle davalı sigorta vekilinin temyiz isteminin kabulüyle yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, peşin harçların istek halinde temyiz edenlere iadesine, 1.4.1994 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy