(818 S. K. m. 47) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Karar:1- Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere ve özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına ve manevi tazminatın takdirinde B.K. nun 47. maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öbür temyiz itirazlarının reddi gerekmektedir.
2- B.K.nun 47. maddesi cismani zarara uğrayan kimsenin ancak ölümü halinde ailesine manevi tazminat verilebileceğini düzenlemiş ise de, çocuklarının ağır yaralanması nedeniyle babanın da manevi tazminat isteyebileceği kabul edilmelidir. Ancak bunun içinde davacı anne ve babanın duyulan acı ve üzüntüyle ruhsal açıdan beden bütünlüğü bozulmak suretiyle bayılma, şok, sürekli fenalık geçirme gibi manevi zarar gördüklerini ileri sürmüş ve kanıtlamış olmaları gerekir. Davada davacı anne ve babanın yukarda açıklandığı şekilde bir iddia ve kanıt bulunmadığına göre mahkemece bu davacılar yararına manevi tazminata hükmedilmiş olması isabetsizdir. Ayrıca kabul biçimine göre davacı babanın kendi adına istediği manevi tazminattan fazlasına hükmedilmesi HUMK. nun 74. maddesine aykırı bulunmuştur.
Sonuç: Yukarda birinci bentte açıklanan nedenle davalının öbür temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte yazılı nedenle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.04.1994 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Trafik olayı nedeniyle davacının ortaokul öğrencisi olan oğlu ağır yaralanmıştır. Davacının oğlunun sol ayağının kırılmasından dolayı 1,5 ay iş ve gücünden kalır, dört ayda iyileşir biçiminde rapor almasına karşın iyileşemediği ve daha sonra yeniden ameliyat olduğu ve üç ay istirahat aldığı, yaklaşık 1,5 yıl tedavi sonucu iyileşebildiği dosya içeriğiyle belirlenmiş, mahkemece baba için de manevi ödence takdir olunmuştur.
Manevi zarar sorunu, zararın boyutunun değerlendirilmesi ve giderilmesi yönünden her zaman özellik ve güçlüğü birlikte taşımıştır. İnsanın manevi varlığına yapılan saldırıların ortaya çıkardığı zararları ölçüye vurmaktaki olanaksızlık ve manevi kayıpların giderilmesinin kabul etmez niteliği güçlüğün başlıca nedenidir.
Medeni Yasanın 24. maddesinde düzenlenen ve Borçlar Yasanın 49. maddesiyle de vurgulanan esas kural uyarınca manevi tazminat istenebilmesi, kişisel hak ve yararların bozulması durumunda olasıdır. Kişisel yararların hangi hallerde bozulmuş sayılacağı yönünün saptanması büyük önüm taşır. Kişilik hakları, kişinin kendi özgür ve bağımsız varlığının bütünlüğünü sağlar. Yaşam, beden ve ruh tamlığı yanında, aile değer bütünlüğü de kişisel varlıkların en önemlilerindendir. Aileyi oluşturan bireylerden birine karşı işlenen haksız bir eylemin manevi acısı, onun acısıyla aynı derecede hatta onun duyacağı acıdan daha büyük olabilir.
Borçlar Yasasının 49. maddesine göre özel bir hüküm olarak öngörülen 47. maddesinde, manevi tazminat isteme hakkı, cismani zarara düçar olan kimseye ya da ölüm halinde ölenin ailesine düşer. Halen uygulanmakta olan görüş gereğince, beden zararına uğrayanın ailesinden bulunmak, bir kimseye bu yolda bir hak sağlamaz. Haksız eylem çocuğa karşı işlenmiştir ve baba ile anne bu haksız eyleme göre üçüncü kişi durumundadır. Onların az yada çok bir üzüntü duyması karşısında manevi tazminata hükmedilmesine tazminat hukuk kuralları engeldir. Çocuğa karşı işlenmiş olan haksız eylem, aynı zamanda cismani tamamiyeti ihlal edilen kişinin yakınlarının da doğrudan doğruya zarara uğramalarına neden olmuşsa, o takdirde manevi tazminat istemeleri olasıdır. Örneğin bir çocuğun beden bütünlüğünün ihlali sonucu, bu olayın etkisiyle ana ya da baba veya kardeşleri vs. asabi bir buhran, bir ruhi sarsıntı geçirir, bu yüzden hastalanır ve böylece ruh tamlığını geçici ya da sürekli olarak kaybederse, kanıtlama koşuluyla bu kimsenin manevi zarar isteme hakkı kabul edilmiştir. Çünkü, Borçlar Kanununun 46. maddesindeki cismani zarar kavramına ruhsal tamamiyetin bozulması, sinir bozukluğu veya hastalığı gibi halleri girmektedir. (Yargıtay 4.H.D.nin 30.11.1976 tarih, 6958 E, 10448 K, 30.11.1976 tarih, 5877 E, 6987 K., 12.12.1977 tarih ve 1554 E., 11814 K., 25.5.1978 tarih ve 9470 E., 6992 K., Mustafa Reşit Karahasan; Sorumluluk ve Tazminat Hukuku Sh.1291)
Federal mahkeme, sürekli olarak şuur kaybına uğramış bir bayan için manevi tazminatın saptanmasında bakıma muhtaç olan ana babanın ve olayın özelliğine göre, yaralanan dışında dava açmamış olmalarına rağmen yakın hısımlarının da hesaba katılmasını öngörmüştür. Federal Mahkeme, böylece saldırıya uğrayan kişinin yakınlarına, bir manevi tazminat talebi öngörmeyen şimdiye kadar ki, uygulamadan bir sapma olmaksızın, yakınlarının manevi acılarının, Borçlar Kanununun 47. maddesinin açıkça manevi tazminatı öngördüğü ölüm olayına nazaran daha büyük olduğu, bu gibi hallerde manevi tazminatı kabul etmiş bulunmaktadır. (Federal Mahkemenin İçtihatları, 22 Nisan 1986 çeviren Prof.Dr. Ahmet Kılıçoğlu, Yargıtay Dergisi Temmuz 1991, sh.383)
Somut olayda trafik olayı nedeniyle uzun yıllar tedavi altında tutulması gereken çocuğu yüzünden yaşam ilişkileri alt üst olan ana babaya ruhsal acılarının giderilmesini kısmen de olsa tatmin amacını güden manevi tazminat takdiri doğrudur. Böyle bir olayda, ister B.Y.nin 47. maddesinin kısmen uygulanması suretiyle olsun ister 49. maddesinin doğrudan doğruya uygulanması suretiyle olsun, ana babanın duyduğu ve ileride duyacağı elem ve ızdırabını karşılayacak manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırılık oluşturmayacaktır.
Yukarıda yazılı nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy