(818 S. K. m. 487)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili müvekkili banka ile davadışı Ahmet T. arasında akdedilen kredi sözleşmelerine göre bu şahsa kredi kullandırıldığını, davalının kredi sözleşmesinin kefili olduğunu, kredi borçlarının vadesinde ödenmemesi üzerine asıl borçluya ihtarname keşide edildiğini, olumlu sonuç alınamaması üzerine davalının kredi sözleşmelerindeki kefalet limiti olan 125.000.000.Tl. üzerinden yapılan takibe davalının itiraz ederek takibi durdurduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptali ile takibin devamına, %40 inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacı banka ile borçlu Ahmet T. arasında borcun belli bir plan dahilinde ödenmesi için protokol düzenlendiğini, teminat olarak Ahmet T.ye ait taşınmazlar üzerinde davacı banka lehine ipotek tesis edildiğini, asıl borçlunun protokol hükümlerine aykırı davranması nedeniyle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiğini, BK.nun 487.maddesine göre kefile müracaat edilebilmesi için asıl borçlu hakkında takibe başlanmamış olması ve başlayan takibin sonucunun alınması gerektiğini, bu nedenle müvekkili hakkında takip yapılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl borçlu Ahmet T.'nin davacı banka lehine 300.000.000.Tl. lik ipotek verdiği, ipotekli taşınmazların satış aşamasında olduğu, ipotek tutarının borcu ödemeye yetmemesi halinde ödenmeyen kısım için kefile başvurulabileceği, olayda BK.nun 487.maddesinin uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı banka vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı bankanın daha önce asıl borçluya müracaat ederek ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçmiş olması, bu borcun kefili olan davalıya müracaat etmesine engel teşkil etmez. Davacı takip talebinde tahsilde tekerrür olmamak kaydını da koyarak takibe geçtiğine göre, mahkemece işin esası incelenerek davacı bankanın defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılıp, takip tarihindeki alacak miktarının saptanarak ve kefalet limiti de dikkate alınarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 7.6.1994 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy