(818 S. K. m. 42, 46)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin oğlunun trafik olayı nedeniyle beden bütünlüğü ve buna bağlı ruhsal tamlığının, bozulduğunu böylece geleceği sarsılmak suretiyle olumsuz ekonomik sonuçlar ve maddi kayıplar doğurduğundan, sözle maddi ödence istemiştir. Dayanak olarak olay nedeniyle bir yıl okula gidemediği, ders çalışamadığı, çevreyle ilişkilerinin bozulduğu, yetişmesi için ailesinin daha çok. gider yapması gerekeceğini göstermiştir.
Mahkemece davacının oğlunun 45 gün iş ve gücünden kaldığından sözedilerek asgari ücret üzerinden belirlenen kazanç kaybı tutarının davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Dava, nitelikçe B.K.nun 46/1. maddesine göre açılmış, bedensel ve ruhsal tamlığın bozulması nedeniyle ekonomik geleceğinin sarsılma olgusuna dayalı ödence davasıdır. Mutlak haklar arasında yer alan vücut bütünlüğünün bozulmasından doğan zararın çevresi sorunu söz konusudur. B.K.nun 42/II. Maddesi gereği yargıç ekonomik geleceğin tehlikeye girmesi sonucu meydana gelen zararın tutar ve kapsamını doğrudan doğruya araştırmak ve belirlemekle yükümlüdür. Davacı zararının varlığını ve kapsamını kanıtlamalıdır. Davanın gerekleri arasında vücut bütünlüğüne verilen zarar ve sonuçlarının eksiksiz ve kesinlikle belli elması gerekmektedir.
Somut olayda, mahkemece davacı oğlunun trafik olayı sonucu yaralanmasıyla ilgili, hasta gözlem kağıtlarının hastaneden celbedildiği halde kesin raporunun istenmediği, davacının temyiz dilekçesine eklediği aynı hastaneden alınan kesin raporda 90 gün mutad iştigaline engel oluşturduğu bildirilmesine karşın, kararda 45 gün iş ve gücüne engel olduğunun kabulüne yol açan tutmazlığın giderilmediği anlaşılmıştır. Zarar gören kimsenin, beden ve ruh tamlığının bozulma biçimi ile derecesi, çalışma gücünde ve tahsil yaşamında yapmış olduğu etki, gelişme ve ilerlemesine ne oranda bir tehlike oluşturduğu, çocuğun yaşı, zekası, karakteri, sosyal ve ekonomik durum ve koşulların özelliği gibi ölçütler gözönünde tutularak maddi ödencenin hesaplattırılması yönünden konusunda uzman doktor, eğitimci ve hukukçu gibi kimselerden oluşturulan bilirkişi kurulundan rapor alınması gerekir. Burada zararın saptanmasında, zarar görenin ekonomik geleceği sarsılmasaydı elde edeceği yararla, var olan koşullar altında elde etmesi olası yarar arasındaki farkı belirlemekten ibarettir.
Mahkemece açıklanan doğrultuda araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, davanın niteliğinde yanılmaya düşülerek iş ve güçten kalma nedeniyle kazanç kaybına hükmedilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle yerel mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, 06.05.1994 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy