(6100 S. K. m. 371)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Karar: Davacı vekili açmış olduğu menfi tesbit davasında, davalı tarafça satılan malın ayıplı olmasından dolayı dava açtıklarını, arta kalan satış bedeline ilişkin olarak davalı tarafça yapılan icra takibinden dolayı borçlu olmadıklarının tesbitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili ise, haciz sırasında bir kısım borcunu ödeyen arta kalanı içinde ödeme taahhüdünde bulunan davacının böyle bir dava açmaya haklı bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Yerel mahkeme ise davacının borcu kabulü yolundaki haciz sırasındaki beyanının herhangi bir itirazı kayıt içermediği gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
Haciz sırasında borcun kabulü yolundaki beyan, haciz tehdidi altında yapıldığından kesin bir delil niteliğinde değildir. Bu beyandan evvel 3.9.1991 tarihinde tüm mal bedelinden dolayı ayıp hukuku nedenine dayanılarak alıcı davacı tarafça satıcı davalı aleyhine Bodrum Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığı gözönünde bulundurulduğu takdirde, haciz tutanağına geçen borçlu sözlerinin mahkemenin gerekçesinin aksine itirazı kayıt içermiş olduğunu kabul etmek gerekir.
Tüm mala bedeline ilişkin olarak açılan dava sonunda verilecek karar; işbu dava yönünden dayanılan vakalar ve taraf birliği ve dava olunan şey gözönünde bulundurulduğunda kesin hüküm teşkil edecektir.
O halde mahkemece yapılacak iş; sözü edilen dava sonucunu beklemek ve hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar vermekten ibarettir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.07.1994 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)