(818 S. K. m. 106, 108, 159)
Dava: Taraflar arasındaki karşılıklı teminat mektubunun iadesi davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın reddine, karşılık davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün taraf vekillerince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşuldu.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle, sözleşme koşulları hükmünce; alıcı kurum tarafından satıcıya malın 15.3.1993 tarihinde gemiye hazır edilmesi konuda 21.2.1991 tarihinde teleksle yapılan bildiride, teyidin 22.2.1991 tarihinde saat 14.00'de yapılması istendiği, buna karşı satıcının, aynı gün saat 18.00'e kadar süre istediği, ancak bu süre içinde de malın sağlanacağının teyid edilmediğinin anlaşılmasına, bu durum teleks yazısında da açıklandığı üzere ve sözleşme koşullarına uyulmadığından, akdin 27.2.1991 tarihinde feshedildiğinin satıcıya bildirilmiş olmasına ve yapılan fesihte sözleşmeye ve yasalara aykırılık bulunmamasına göre, davacı ve karşılık davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları ile davalıyı ve karşılık davacının bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmektedir.
2- Olayda, davacı ve karşı davalının, 11.2.1991 günlü sözleşmeye konu üre gübresi, 21.2.1991 günlü telefaks ihtarına karşın teslim etmediği, bunun üzerine davalı ve karşı davacının "kesin teminatı gelir kaybederek" sözleşmeyi feshettiği ve teslim edilmeyen üre gübresini daha fazla ücret ödeyerek satın aldığı tartışmasızdır.
Davalı ve karşı davacı, bu davada, davacı ve karşı davalının teslim etmediği üre gübresinin yeniden satın alınması için üçüncü kişiye ödediği miktar ile davalıya sözleşme uyarınca ödenmesi gereken bedel arasındaki farkı, yani olumlu zararını istemiştir. Uyuşmazlık konusu; istenebilecek zararın miktar ve niteliği ile kesin teminatın belirlenecek zarardan indirilip indirilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Yanlar arasında düzenlenen sözleşmede, uğranılan zararın, yani iki sözleşme arasındaki farkın tazminine yönelik bir hüküm yoktur. Bu durumda davada BY.nın 106 ve 108. maddelerinin uygulanması gerekir.
Olumlu zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararın ödenmesini isteme durumunda söz konusu olur. Burada, sözleşme ortada kalmamakta, sadece alacaklının sözleşmenin yerine getirilmesine ilişkin istemi yerine, borcun yerine getirilmemesinden doğan zararı isteme hakkı geçmektedir. Oysa somut olayda, sözleşme davalı ve karşı davacı tarafından feshedildiğine göre, artık hükümsüz olan sözleşmeye yeniden dönerek borcun yerine getirilmemesinden doğan zararını isteyemez. İstenebilecek olan zarar, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.1.1990 gün, E.13-392, K.1'de vurgulandığı gibi, sözleşmenin yerine getirilmesi güvenine dayanarak, kaçırılmış elverişli fırsatlara göre değerlendirilecektir. Yani, karşı davacı sözleşmeye konu olan üre gübresini karşı davalıdan almayıp da, başka bir kişiden alma olanağı varsa (kaçırılan fırsat) o kişiye yapılacağı varsayılan ödeme ile sözleşmenin hükümsüzlüğü nedeniyle aynı malı almak için ödemek zorunda kaldığı tutar arasındaki fark, olumsuz zararı oluşturacaktır.
Bu durumda, mahkemece yapılacak iş; ilk sözleşme gününde, piyasadan o günkü koşullara göre üre gübresinin satın alınabileceği fiyatla, fesihten sonra normal sürede yapılacak ikinci sözleşmede belirlenen fiyattaki farka göre olumsuz zararı belirleyip, bunu hüküm altına almaktan ibarettir.
Öte yandan, ceza koşulu niteliğinde bulunan kesin teminat; kural olarak, tazminat alacağından indirilir; başka bir anlatımla, alacaklı kesin teminatı aşan zararını isteyebilir (BK. m. 159). Yeter ki sözleşmede ya da yasada tersine bir hüküm bulunması, Somut olaya özgü yanlar arasındaki sözleşmede teminat tutarının da indirilmesi gerekmektedir.
Bu yönler gözetilmeden, yazılı gerekçeyle karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda birinci bentte yazılı nedenle davacı ve karşılık davalının öbür ve davalı ve karşılık davacının tüm temyiz itirazlarının reddine, iki nolu bentte açıklanan nedenle davacı ve karşılık davalının temyiz itirazlarının kabulüyle yerel mahkeme kararının (BOZULMASINA), vekili duruşmaya gelen davacı ve karşılık davalı yararına takdir edilen (750.000) TL. duruşma vekalet ücretinin davalı ve karşılık davacıdan alınarak, davacı ve karşılık davalıya ödenmesine, harcın davalı ve karşılık davacıdan tahsiline, davacı ve karşılık davalının peşin harcın istek halinde iadesine 27.01.1994 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy