(818 S. K. m. 47)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu:
1- Mahkemece toplanıp, değerlendirilen delillere ve özellikle ceza yargılaması sırasında alınan ve kesinleşen bilirkişi raporundaki kusur dağılımının oluşa ve dosya içeriğine uygun bulunması sebebiyle mahkemece benimsenmesinde ve uzman bilirkişice düzenlenen tazminata ilişkin raporun hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına ve olayda yaralanan davacı Serkan S. yönünden hükmolunan manevi tazminatın B.K.nun 47. maddesinde öngörülen koşullar dikkate alınarak takdir edilmiş olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmektedir.
2- B.K.nun 47. maddesi uyarınca ancak, cismani zarara uğrayan kimse yönünden manevi tazminata hükmolunabileceği düşünülmeden, yazılı şekilde Serkan S. dışında kalan davacılar yararına da manevi tazminatın takdir edilmiş olmasında isabet görülmemiştir.
Yukarıda bir sayılı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, iki sayılı bentte açıklanan nedenle hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı harcın davacıdan tahsiline, davalıların peşin harçlarının istek halinde iadesine 01.11.1994 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Trafik olayı nedeniyle davacıların oğlu ve kardeşi konumunda bulunan 1981 doğumlu Serkan'ın 90 gün iş ve güçten kalacak biçimde yaralandığı, uzun süre kırılan ve alçıya alınan ayaklarını kullanamadığı dosya içeriğiyle anlaşılmaktadır.
Mahkemece, bu yaralanma nedeniyle anne, baba ve kardeşler için de manevi ödence takdir edilerek hüküm altına alınmıştır.
Manevi zarar sorunu, zararın boyutunun değerlendirilmesi ve giderilmesi yönünden her zaman özellik ve güçlüğü birlikte taşımıştır. İnsanın manevi varlığına yapılan saldırıların ortaya çıkardığı zararları ölçüye vurmaktaki olanaksızlık ve manevi kayıpların giderilmesinin kabul etmez niteliği güçlüğün başlıca nedenidir.
Medeni Yasanın 24. maddesinde düzenlenen ve B.Y.nın 49. maddesiyle de vurgulanan esas kural uyarınca manevi tazminat istenebilmesi, kişisel hak ve yararların bozulması durumunda olasıdır. Kişisel yararların hangi hallerde bozulmuş sayılacağı yönünün saptanması büyük önem taşır. Kişilik hakları, kişinin kendi özgür ve bağımsız varlığının bütünlüğünü sağlar. Yaşam, beden ve ruh tamlığı yanında, aile değer bütünlüğü de kişisel varlıkların en önemlilerindendir. Aileyi oluşturan bireylerden birine karşı işlenen haksız bir eylemin manevi acısı, onun acısıyla aynı derecede, hatta onun duyacağı acıdan daha büyük olabilir.
B.Y.nın 49. maddesine göre özel bir hüküm olarak öngörülen 47. maddesinde, manevi tazminat isteme hakkı, cismani zarara düçar olan kimseye ya da ölüm halinde ölenin ailesine düşer. Halen uygulanmakta olan görüş gereğince, beden zararına uğrayanın ailesinden bulunmak, bir kimseye bu yolda bir hak sağlamaz. Haksız eylem çocuğa karşı işlenmiştir ve diğer davacılar bu haksız eyleme göre üçüncü kişi durumundadır. Onların az ya da çok bir üzüntü duymaları karşısında manevi tazminata hükmedilmesine tazminat hukuk kuralları engeldir. Davacı çocuğa karşı işlenmiş olan haksız eylem, aynı zamanda cismani tamamiyeti ihlal edilen kişinin yakınlarının da doğrudan doğruya zarara uğramalarına neden olmuşsa, o takdirde manevi tazminat istemeleri olasıdır. Örneğin, bir çocuğun beden bütünlüğünün ihlali sonucu, bu olayın etkisiyle anne, baba ve birlikte yaşayan kardeşler asabi bir buhran, bir ruhi sarsıntı geçirir, bu yüzden hastalanır ve böylece ruh tamlığını geçici ya da sürekli olarak kaybederse, kanıtlama koşuluyla bu kimselerin manevi zarar isteme hakları kabul edilmiştir. Çünkü, B.K.nun 46. maddesindeki cismani zarar kavramına, ruhsal tamamiyetin bozulması, sinir bozukluğu veya hastalığı gibi halleri girmektedir (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 30.11.1976 tarih, 6958 esas, 10448 karar, 30.11.1976 tarih, 5877 esas, 6987 karar, 12.12.1977 tarih ve 1554 esas, 11814 karar, 25.5.1978 tarih ve 9470 esas, 6992 karar, Mustafa Reşit Karahasan; Sorumluluk ve Tazminat Hukuku Sh.1291) Federal Mahkeme, sürekli olarak şuur kaybına uğramış bir bayan için manevi tazminatın saptanmasında, bakıma muhtaç olan ana babanın ve olayın özelliğine göre, yaralanan dışında dava açmamış olmalarına rağmen yakın hısımlarının da hesaba katılmasını öngörmüştür. Federal Mahkeme, böylece saldırıya uğrayan kişinin yakınlarına, bir manevi tazminat talebi öngörmeyen şimdiye kadarki uygulamadan bir sapma olmaksızın, yakınlarının manevi acılarının B.K.nun 47. maddesinin açıkça manevi tazminatı öngördüğü ölüm olayına nazaran daha büyük olduğu bu gibi hallerde, manevi tazminatı kabul etmiş bulunmaktadır (Federal Mahkemenin İçtihatları, 22 Nisan 1986, çeviren Prof. Dr. Ahmet Kılıçoğlu, Yargıtay Dergisi Temmuz 1991, sh.383)
Somut olayda trafik olayı nedeniyle çocuğun yaralanması yüzünden yaşam ilişkileri alt üst olan anne, baba ve birlikte yaşayan kardeşlere ruhsal acılarının giderilmesini kısmen de olsa tatmin amacını güden manevi ödence takdiri doğrudur. Çocuğun ağır yaralanmasıyla sonuçlanan, bu yüzden sürekli ilgilenme ve bakımı gerektiren bu olayda davacı anne, baba ve birlikte yaşayan kardeşlerin şok olarak söylenen sarsılma, çarpılma durumuna girmesi doğaldır. Böyle bir olguya ister B.Y.nın 47. maddesinin kısmen uygulanması suretiyle olsun, ister 49. maddesinin doğrudan doğruya uygulanması suretiyle olsun, çocuğun duyduğu ve ileride duyacağı elem ve ızdırabını karşılayacak manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırılık oluşturmayacaktır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme kararının bozulmasına ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy