(6762 S. K. m. 598, 622, 690)
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı Abdullah D. tarafından müvekkili aleyhine İstanbul 1.İcra Müdürlüğünün 1991/5299 Esas sayılı dosyadan 17.900.000 TL. lık bonoya dayanarak takip yapıldığını, bono lehtarı diğer davalı Haydar H'nun ciro imzasının sahte olması nedeniyle takip alacaklısının yetkili hamil ve alacaklı olmadığını ileri sürerek, müvekkilinin takibe konu senetten dolayı davalılara borçlu bulunmadığının tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Abdullah D. vekili; dava konusu bononun müvekkiline beyaz ciro ile devredildiğini, temel ilişkiden kaynaklanan def'ilerin müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, davacının iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiş, diğer davalı Haydar H. cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre keşideci olan davacının imzasına itiraz etmediğinden imzaların istiklali ilkesi gereğince senet lehtarının veya hamilin ciro imzalarının sahte olmasının keşidecinin bu senetten dolayı sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle oyçokluğu ile davanın reddine karar verilmiş, muhalefet şerhinde senet lehdarının ciro imzası sahte olduğundan, bu durumda takip yapan davalı Abdullah D.'in yetkili hamil kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davacının bu davalıya borcu bulunmadığının tesbitine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Dava konusu bononun keşidecisi davacı, lehdarı davalı Haydar H., hamili diğer davalı Abdullah D'dir. Lehdar Haydar H'nun bonoyu beyaz ciro ile devrettiği senet arkasından anlaşılmakta ise de, bu ciro imzasının sahte olduğu bilirkişi incelemesi ile saptanmıştır. T.T.K.nun 690. maddesi yolu ile uygulanması gerekli anılan yasanın 622/son maddesine göre ödeyecek kimsenin cirolar arasında muntazam bir teselsülün mevcut olup olmadığını incelemeye mecbur olduğu gibi, 598. maddeye göre de senedi elinde bulunduran kimsenin kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde selahiyetli hamil sayılır. Olayda takibe konu senedin takip alacaklısına yapılan cirosunun sahteliği saptandığı gibi, bu davalı senedi lehdar haricinde 3. bir şahıstan aldığını beyan etmiştir. Bu durumda davalı Abdullah D. yetkili hamil sayılamayacağından anılan yasa hükümlerine göre bu davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksi sebep ve düşüncelerle reddi isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 20.12.1994 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy