(818 S. K. m. 50, 51, 141) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalılardan birinin maliki, diğerinin ise sürücüsü olduğu otonun, kusurlu kullanım sonucunda, müvekkillerine ait eczaneye çarpıp içeri girmek suretiyle hasar niteliğinde zarara ve davacı küçük Burhan'ın yaralanmasına, şok geçirip depresyona girmesine sebebiyet verdiğini belirtip; davacılar için 145.128.400 TL. hasar tazminatına ve davacı Burhan için 25.000.000 TL. manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 112.632.000 TL. maddi, 10.000.000 TL.manevi tazminatın 11.3.1993'den itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Karar davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara,kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Olayın, davalıya ait araca, üçüncü kişiye ait aracın çarpması sonucu meydana geldiği savunulmaktadır.
Birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen B.K.nun 50.maddesi, ya da birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen B.K.nun 51.maddesi uyarınca ve aynı Yasanın 142.maddesi hükmüne dayanılarak, zararın tümünün, müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açılacak bir dava ile istenilebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açılacak tek bir dava ile de talep edilebilir. Ancak aynı Yasanın 141.maddesi gereğince teselsül, ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun bu kuraldan yararlanma hakkı sadece zarara uğrayanın, yani alacaklınındır. Zarara uğrayan, bu hakkını kullanmadıkça,yani müteselsilen tahsil isteğinde bulunmadıkça, mahkeme re'sen onun yararına teselsül kuralını uygulayamaz.
Çünkü hakim istek ile bağlı olup, istek dışı karar vermesine H.U.M.K.nun 74.maddesi engeldir. Ana kural bu olmakla ve davacılar, dava dilekçesinde, müteselsilen sözcüğünü kullanmak suretiyle tahsil isteğinde bulunma- makla beraber; dava dilekçesindeki sözlerden ve ileri sürülen olaylardan ve bunların yorumundan, davacının dolaylı bir biçimde müteselsilen bir ödetme isteği bulunduğu anlaşıldığı takdirde, yukarıda belirtilen kuralın uygulamasında yasal bir sakınca yoktur. Kuşku yoktur ki yapılacak yorumlarda temel hüküm B.K.nun 18.maddesidir. Bu genel yorum kuralı dava sırasındaki bir beyanın ya da dava ve cevap dilekçeleri ile tarafların yine dava sırasındaki yazılı bildirimlerinin yorumunda da uygulanır. Çünkü gerek dava dilekçeleri, gerekse tarafların dava sırasındaki sözlü ve yazılı diğer bildirimleri kural olarak birer hukuksal işlemdir ve her hukuki işlem gibi B.K.nun 18. ve M.K.nun 2.maddeleri gereğince bildirimde bulunanın, kullandığı sözlere bakılmayarak objektif iyi niyet kurallarınca kullanılan sözlerden veya yazılardan ne gibi bir anlam çıkarılması gerektiği belli edilerek yorumlanmalı ve bu yorum sonucuna göre işlem yapılmalıdır.
Dava dilekçesinde, davalılar ile davalı tarafın aracına çarptığı savunulan araçtan dolayı sorumlu olanlar arasında müteselsil sorumluluk bulunduğunu ifade edecek şekilde bir sözcük bulunmamakta ise de; yukarıda açıklanan kurallar doğrultusunda davacıların davayı, davalıların üçüncü kişilerle müteselsilen sorumlu oldukları esasına dayandırarak açmış olup olmadıklarının belirlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle olaya ilişkin olarak açılan ceza dosyası celp olunup, hukuk davasının açılması sırasında davacıların olaya karışan diğer araçtan ve diğer araç nedeni ile sürücü, malik vs. gibi nedenlerle sorumlu bulunanlardan haberdar olup olmadıkları ve tazmine ilişkin isteğin niteliğini ortaya koyacak sair beyan ve davranışları yönlerinden incelenerek hukuk davasının teselsül hükümlerine göre açılmış olup olmadığının belirlenmesiyle, müteselsilen tazmin isteği ile açıldığı kanaatine varıldığında, tam tazminata, aksi takdirde davalı tarafın olaydaki kusur oranına göre hüküm kurulması gerekir.
3-B.K.nun 53.maddesine göre ceza yargılaması sonucunda belirlenen maddi vakıalar hukuk hakimini bağlar. Bu nedenle ceza davası sonucu beklenerek, ceza davasında belirlenecek kusur oranı ile yetinilemediği takdirde, kusur oranı hakkında yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılıp değerlendirilmek, hukuk davası sonucuna müessir nitelikte çelişki doğduğunda, çelişki giderilmek ve bir nolu bendde yazılı kurallar da gözönünde bulundurularak sonucu dairesinde bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde ve eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda birinci bendde yazılı nedenlerle davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, iki ve üç nolu bendlerde yazılı nedenlerle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 2.12.1994 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy