(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde, davacı vek. Av. Seyfettin B. ile davalılar vek. Av. Hamdi G.'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonda dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalılardan Mustafa D. aracılığıyla, diğer davalı Necmi S.'den 26.000.000 TL borç alıp, karşılığında 20.2.1991 vade tarihli, 34.000.000 TL'lik bono ve ayrıca ayni keşide tarihli 34.000.000 TL'lik teminat çeki verdiklerini, araç satımından elde edilen parayla, vadesinde bononun ödendiğini, verilmiş bulunan bono ve çekin samimiyete güvenilerek geri alınmadığını, davalı Necmi'nin bedeli ödenen bu bonoyu icra takibine koyup, daha sonra da alacağı davalı Mustafa'ya temlik edip, bu davalının takibe devam ettiğini belirterek, anılan bonodan dolayı müvekkillerinin borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, iki ayrı icra dosyası ile takip konusu yapılan ve kesinleşen takiplere konu çek ve bononun aynı borçtan dolayı verildiği iddiasının doğru olmadığını, iddianın yazılı belge ile kanıtlanması gerektiğini bildirerek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, takibe konu 34.000.000 TL'lik bonodan dolayı, davacıların 31.500.000 TL itibariyle borçlu olmadıklarının tespitine, bu miktar itibariyle senedin iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
HMUK' nun 2494 Sayılı Yasa ile değişik 45. maddesinde, aynı mahkemede görülmekte olan davaların aralarında bağlantı bulunması halinde, davanın her safhasında istek üzerine veya kendiliğinden mahkemece birleştirilebileceği öngörülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, aynı sebepten doğan iki ayrı çek ve senede bağlı olarak yapılan icra takiplerinden doğduğu iddia edilmiş ve davalı Mustafa D. aleyhine, Kırıkkale 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/708 esasına kayıtlı bir dava ile aynı tutardaki çek için ayrı bir davanın mevcut olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda anılan 45. maddenin 2. fıkrası uyarınca, davaların aynı sebepten doğduğu veya biri hakkında verilecek hükmün, diğerlerini de etkileyeceği göz önünde tutularak, diğer bir ifadeyle; davalar arasındaki bağlantının varlığı kabul edilerek, her iki davanın birleştirilmesine ve yargılamanın birlikte yürütülmesine karar verilmesi gerekirken, bu yön düşünülmeden hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre, diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Yargıtay duruşmasında vekilleri bulunan davalılar yararına takdir olunan 750.000 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak, davalılara verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.11.1994 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy