(1086 S. K. m. 427)
Dava: Taraflar arasındaki birleştirilen alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili Av.Orhan Çak ile davalı vekili Av.Arda Beşergil'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten ve temyiz dilekçesinin süresinde oldu- ğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı ile yaptıkları 26.2.1990 tarihli sözleşme gereğince ihraç kaydıyla demir satın aldığını, ancak davalının haksız olarak taahhüdünün yerine getirilmediğini belirterek, sözleşmeyi 9.4.1990 tarihinde feshettiğini, oysa tüm vecibeleri yerine getirdiklerini beyanla, toplam 235.757.761.-TL. alacaklarının ve birleşen dosyada ise 542.000.000.-TL. kar mahrumiyetlerinin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili ise cevabında; davacının satış sözleşmesini dava dışı Diler A.Ş.'ye devrettiği, ayrıca sözleşmedeki demir ebatlarını değiştirerek farklı boyutta demir talep ettiği, bu nedenle sözleşmenin feshedildiğini, teminatın irat kaydedildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, üç defa bilirkişi incelemesi yaptırılarak, davacının dava dışı Diler A.Ş.'ye yaptığı nakliye ile ilgili demir protokolünde, davalı ile yapılan sözleşmedeki sorumluluğun davacı da olmak kaydı ile yapıldığı için, davalının aleyhine bir durum bulunmadığı, ancak davacının sözleşmede belirtilen ebatların dışında demir talep etmesi, sözleşmeyi tek taraflı değiştirmek anlamına geldiğini, bu nedenle davalının sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı Kurum, sözleşmenin fehsini iki haklı nedene dayandır- maktadır.
Bunlardan birincisi; davacı yanın sözleşme ve sözleşmeden doğan yükümlülüklerini bir dış ticaret sermaye şirketi olan Diler Dış Ticaret A.Ş.'ye devretmesidir.
Diğeri ise; satım akdine konu olan bir kısım demirlerin ebatlarında değişiklik yapılmasını istemesi ve bu talebinde ısrarlı olmasıdır.
Sözleşme ve sözleşmeden doğan yükümlülüklerinin devrinin, akdin haklı feshine neden olamayacağı alınan üç kişilik bilirkişi raporları ile açıklanmış ve bu müşterek görüş mahkemece de kabul edilip, dava, ebatlardaki değişikliğe dayanılarak reddedilmiştir. Davalı yan, aleyhine olan bu gerçeği, Usul Kanununun 427. maddesi gereğince temyiz sebebi yapmamıştır. Bu sebeple temyiz aşamasında taraflar arasındaki çekişme, emtianın ebatlarındaki değişikliğin akdin haklı feshine neden olup olamayacağı noktasına inhisar etmiştir.
Teminatın irad kaydolunabilmesi için taraflar arasında yapılmış olan alım-satım Sözleşmesinin 11. maddesine göre davacının sözleşmeden vazgeçmiş olması gerekir.
Davalının, akdin feshi için neden olarak gösterdiği, davacının, davalıya gönderdiği 5.4.1990 tarihli yazı içeriğinden, alıcı davacının ebatlarda değişiklik talebinde ısrarlı olduğu ve değişiklik yapılmadığı takdirde sözleşmeden vazgeçeceği yolunda yorumlanmasına olanak yoktur. Davacı bu yazısıyla sözleşmeden vazgeçmeyerek, Sözleşmenin 3/C maddesinin kendisine verdiği bir hakkı kullanarak, ebatlarda değişiklik yapılması talebinde bulunmuştur. Sözleşmenin bu maddesinde "yukarıdaki program tarafların karşılıklı anlaşmalarıyla değiştirilebilir" hükmü yer almakta olup, bu madde çerçevesinde teslim tarihi davalının talebiyle değiştirilmiştir.
Diğer yönden, sipariş edilen emtianın tümünün, sözleşmede kararlaştırılan ebatlarda imal edildiği, elde 22 Milimetrelik nervürlü demir bulunmadığı, bu ebatta malın teslim edilmesinin imkansız olduğu, ebat değişikliği talebinde ısrar edildiği takdirde sözleşmenin feshedilerek teminatın irad kaydedileceği bildirilmeden fesih yoluna gidilmesi M.K.'nun 2. maddesindeki doğruluk ve dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.
Yerel mahkemenin konuyla ilgili olarak arka arkaya almış olduğu iki ayrı bilirkişi raporlarındaki görüşler davacı iddiasını doğrulamakta ve ebat değişikliğinin akdin haklı feshine neden olamayacağını açıklamakta olmasına karşın; alınan son raporda bu görüşlerin aksine, ebat değişikliğinin akdin haklı feshine neden olabileceği açıklanmıştır. O halde, davacının talepleri incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm tesisinde isabet görülmemiştir.
Akdin feshinde bir neden olup olmadığının tespiti hukuki bir sorun olup, Usul Kanununun 275. maddesine göre hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olunan bu konuda bilirkişi düşüncesine başvurulmasına gerek yoktur. Ancak hakimin kendi hukuki bilgisiyle çözümlediği bu hususun dosya içeriği ve mevcut delillere uygun olması gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir olunan 750.000.-TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 9.11.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy