(818 S. K. m. 41, 42)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 31.10.1986 tarihli ihale ile davalıdan 100 adet elektronik topraklama sistemi alınmasına karar verildiğini, davalının malzemeleri zamanında teslim edemeyeceğini bildirerek ek süre talep ettiğini, bunun üzerine davalıya 6 kez çeşitli tarihlerde ek süre tanındığını, en son olarak Mart 1988 tarihine kadar süre verildiğini, ancak davalının yine de taahhüdünü yerine getiremediğini, ihalenin feshedilerek yeniden ikinci kez alım yapıldığını ve İdare aleyhine 26.786.000. TL. fark meydana geldiğini iddia ederek, iki ihale arasında İdare aleyhine meydana gelen 26.786.000. TL. alacağın reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında; ihalenin feshinde kusurun davacıya ait olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Karar: Mahkemece, davacının kesin süreye bağlı sözleşmeyi şarta bağlayarak çökerttiği ve sözleşmenin feshine kendi kusuru ile sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, taraflar arasında yapılan sözleşme gereğince davalı satıcının yüklendiği elektronik topraklama sistemine ALSZ sertifikası alınamaması nedeniyle davacı tarafça ihalenin feshedilerek davalı nam ve hesabına ikinci kez ihaleye çıkartılmasından dolayı uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, ihalenin, davalının sözleşmeye uygun olarak edimini yerine getirmemesi nedeniyle feshedilmiş olmasına göre, davalının ihalenin feshinde ve davalı nam ve hesabına ikinci kez ihale yapmakta haklı olduğunun kabulü gerekir. Ancak, davacı Kurumun davalıya ALSZ sertifikasını temin etmesi için 6 kez mehil verildiği ve zararın oluşumunda müterafik kusurlu bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacı kurumun olaydaki müterafik kusuru da gözetilerek 23.9.1992 tarihli uzman bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda davacının olayda % 50 kusurlu bulunduğu kabul edilmek suretiyle hesap edilen tazminata hükmetmek gerekirken, mahkemece, zarara davacının kendi kusuru ile neden olduğundan bahisle davanın reddinde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün gerekçede oyçokluğuyla, bozmada oybirliğiyle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 06.12.1995 gününde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Sözleşmedeki yükümlülüğünü zamanında yerine getiremeyen davalıya verilen ek sürelerin tümünün, davacı İdarece, davalının bürokratik engelleri mazeret olarak gösterip istekte bulunması ve bu mazeretlerinin makul ve inandırıcı görülmesi sonucunda ve hiç bir ek külfet yüklenmeksizin verildiği açıkça anlaşılmaktadır. Bir sözleşmenin tarafları yönünden olağan davranış biçimi; sözleşmenin feshine müncer olacak tutumu benimsemekten ziyade, sözleşmeyi ayakta tutarak karşı edime kavuşmaktır.
Bir kamu kuruluşu olarak bürokratik bazı işlemlerin, sonucu bu ilamlara bağlı olan ve yükümlülüğün konusunu teşkil eden işlemin sonuçlanmasına olacak olumsuz etkisini herkesten fazla takdir etme durumunda bulunan davacı İdarenin, ihalenin konusunu teşkil edip özel nitelikli cihazlarla oluşturulması gereken sistemi oluşturmakta bürokratik güçlüklerle karşılaştığını bildiren davalıyı samimi bulup amacı elde etmeye yönelik olarak kendisine karşı hoşgörülü davranarak ek süreler vermesinin iyiniyet kavramı içinde değerlendirilmesi gerekip, davacı İdarenin bu davranışının davalının edimini yerine getirmesine olumsuz bir etkisinin de bulunmayacağı gözetildiğinde, müterafik kusur olarak nitelendirilmesi olanaksızdır. Öte yandan, davalı taraf dahi davaya karşı koymasında, ispat edebilmiş olmamakla birlikte, müterafik kusur olarak, yükümlülüğünün konusu olan sistemin oluşturulabilmesi için gereken sertifikanın teminine davacı İdarenin seçtiği bir elemanın muhalefet etmesini göstermiş olup, yukarıda belirtilen olguya dayanmamıştır. Bu durumda davalının, zararın tümünden sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi isabetsiz olup yerel mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken, sayın çoğunluğun davacı İdarenin de müterafik kusurlu bulunduğuna ilişkin bozma gerekçesine katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy