(2499 S. K. m.1, 2, 6, 30, 31, 32, 46) (2004 S. K. m.158)
DAVA VE Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 1991 ve 1992 yıllarında farklı dönemlerde davalı aracı kurum nezdinde üç kez denetim yaptığını, denetimlerde şirketin, yeterli ve güvenilir bir muhasebe ve iç kontrol sistemi ile yeterli sayıda ve nitelikte personel bulunmadığının, şirket kayıtlarında borçlu olarak görülen müşterilerden olan alacağı kanıtlayacak herhangi bir belgenin olmadığının, şirketin mali durumunun ciddi surette zayıfladığının, şirketin müşteri emanet hisse senetlerini kullandığının tespit edildiğini, sermaye piyasası mevzuatına aykırı olan bu işlemlerin düzeltilmesi için yapılan uyarı ve verilen sürelerden olumlu sonuç alınamadığını, aracı kurumların mali durumlarının ciddi surette zayıflaması halinde Sermaye Piyasası Kurulu'na, Sermaye Piyasası Kanunu'nun 46/h maddesi uyarınca iflas isteme yetkisi tanındığını ileri sürerek davalı aracı kurumun iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davalı şirket hakkında verilen aracı kurum faaliyetlerinin tamamem ve sürekli olarak aldırılması ve Borsa Bankerliği belgesinin iptaline ilişkin davacı SPK.'nın kararının iptali için Ankara 5.İdare Mahkemesinde açılan davanın derdest olduğunu, S.P.K.'nın tasfiyeye ilişkin kararı kesinleşmeden açılan iflas davasının dinlenemeyeceğini, davacının iflas sebebi olarak ileri sürdüğü olayların gerçek olup olmadığının İdare Mahkemesinin vereceği karar sonucunda ortaya çıkacağını, bu nedenle mahkemenin İdare Mahkemesindeki davanın sonucunu beklemesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre davacı S.P.K.'nın yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak yaptığı denetim sonucu aracı kurumun yetkilerini kaldırdığı, yapılan uyarı ve alınan tedbirlere rağmen olumlu sonuç çıkmaması nedeniyle iflas talebinde bulunduğunun anlaşıldığı, talebin Sermaye Piyasası Kanunu'nun 46/h maddesine uygun olduğu, idari davaların bu davaların sonucunu etkilemeyeceği gerekçesiyle davalı aracı kurumun iflasına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) davalı aracı kuruluşun 2499 Sermaye Piyasası Kanunu'nun 46.maddesinin (h) bendi uyarınca iflasını talep etmiştir. İflası istenen aracı kuruluş 28.7.1981 tarihinde kabul edilen anılan Yasanın 30.maddesinde sermaye piyasasına yardımcı kuruluşlar arasında sayılmış, aynı Yasanın 31. ve 32.maddelerinde de aracı kuruluşların faaliyetlerinin kapsamı ve faaliyet koşulları düzenlenmiştir. 14.1.1993 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Seri:V, No:8 Tebliğde de aracılık faaliyetleri ve aracı kuruluşlara ilişkin esaslar belirlenmiştir. Sermaye Piyasası Kanunu'nun 6.maddesinin (f) bendinde aracı kuruluşların faaliyetlerinin kanun ve mevzuata uygunluğunu denetleme, kanuni, işletme amaç ve mevzuat ilkelerine aykırı hareketler halinde SPK.'na gerekli tedbirleri alma yetkisi tanınmıştır. SPK.'na mali durumun düzeltilmesi için alınan bu tedbirlere rağmen, mali durumunu güçlendirmeyen aracı kuruluşların iflasını isteme hakkı da 46.maddenin (h) bendi ile tanınmıştır.
Davacı SPK. anılan Yasa hükmünün kendisine tanıdığı yetkiye dayanarak aracı kuruluşun mali durumunu düzeltmesi için çeşitli tarihlerde süreler verilmiş ve en son 28.6.1992 tarihinden itibaren aracı kuruluşun faaliyetinin tamamen ve sürekli olarak durdurulmasına ve "Borsa Bankerliği" belgesinin iptaline karar verilmiştir. Davacı aracı kuruluş, SPK. tarafından mali durumun güçlendirilmesi için alınan kararlar ve faaliyetini durduran 25.10.1992 tarihli 318 sayılı kararın iptali için idare mahkemelerinde dava açmıştır ve iflas davasında da bu idari davaların sonucunun beklenmesi gerektiğini savunmuştur. SPK.'na iflas isteme hakkı tanınmışsa da bu davanın özellikleri hakkında düzenleme yapılmamıştır. Bu nedenle açılan iflas davası İcra ve İflas Kanunu hükümlerine tabi olacaktır. İflas davasını inceleyen mahkeme iflas koşullarının oluşup oluşmadığını saptayacaktır. Diğer bir anlatımla SPK.'nın aldığı kararlar ve iflas istemi iflas davasına bakan mahkemenin denetimine tabidir. Bu nedenle iflas davasında idari mahkemelerinde devam eden davaların sonucunun beklenmesi gerekmez. Ayrıca idari davaların sonucunun beklenmesi iflas davasını basit yargılama usulüne tabi kılan İ.İ.K.'nun 158.maddesinde de aykırılık teşkil edeceği kuşkusuzdur. Davalı aracı kuruluşun idari davaların sonucunun beklenmesi gerektiğine yönelik savunması ve itirazları bu nedenle yerinde değildir.
Davalı aracı kuruluşunun gerekli tedbirleri alması ve mali durumunu düzeltmesi için verilen sürelere rağmen mali durumun taahhütlerini karşılamayacak kadar zayıflamış olduğu bilirkişi kurulundan alınan raporla saptandığından, mahkemece bu raporun esas alınarak karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı aracı kuruluşunun temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 13.6.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy