(6762 S. K. m. 3, 21) (3095 S. K. m. 1, 2)
Dava: Dava trafik kazası sonucu davacı PTT Genel Müdürlüğü'ne ait aracın hasarlanması nedeniyle oluşan zararın tazminine ilişkindir.
Karar: Haksız fiilin davacı kurumun ticari işletmesiyle ilgili aracına ika edilmek suretiyle hasarına sebebiyet verilmiş olduğu gözetilerek hükmedilen tazminata reeskont faizi uygulanması gerekirken, bu yönde istek olmasına rağmen yasal faize hükmedilmiş olması isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Kurumun temyiz itirazlarının kabulüyle yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.12.1995 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
19.121984 Tarihinde yürürlüğe giren Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi'ne ilişkin 3095 Sayılı Kanunun 2/f-3 maddesi hükmüne göre, taraflar arasında sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi, T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için öngördüğü reeskont faiz oranına göre istenebilir.
Anılan bu madde hükmünden anlaşıldığı üzere reeskont faizi istenebilmesinin koşulu işin, ticari iş niteliğinde olmasıdır. O halde öncelikle ticari işin ne olduğu üzerinde durulmak gerekir. T.T.K.'nun 3. maddesi ticari işi tarif etmiş olup, buna göre, bu Kanunda tanzim olunan hususlarla bir ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen diğer bir müesseseyi ilgilendiren bütün muamele, fiil ve işler ticari işlerdendir. Bu durumda bir iş T. Ticaret Kanununda düzenlenmiş ise o iş ticaridir (örneğin; haksız rekabet, taşıma, çatma T. Ticaret Kanununda düzenlendiği için ticari iştir). Öte yandan ticari işletmeyi ilgilendiren her türlü işler yani haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında ticari iş sayılmıştır. Bu işler eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılamazlar. Aynı Kanunun 21. maddesi ticaret karinesini düzenlemiş olup, bir tacirin borçlarının ticari olmasının asıl olduğu belirtilmiş 21/f-1 maddesinden de taraflardan biri için ticari iş mahiyetinde olan mukaveleler, kanunda aksine hüküm olmadıkça diğeri içinde ticari iş sayılmıştır.
Yukarıda açıklanan Yasa hükümleri dikkate alınarak somut olay değerlendirildiğinde; haksız eylemin bir trafik kazasından doğması ve 2918 Sayılı Kanun ile B.K. hükümlerine tabi olup, T.T.K.'nda düzenlenmemiş bulunmasına, davacı tacirin ticari işletmesine zarar veren davalı otomobilinin ticari şekilde işletilmeyip, özel otomobil olmasına ve dolayısı ile bir ticari işletmeyi ilgilendirmemesine binaen T.T.K.'nun 3. maddesine göre ticari iş olarak kabul edilmesi mümkün bulunmadığı gibi, taraflar arasında T.T.K.'nun 21/f-2 maddesinde belirtildiği üzere bir mukavele de söz konusu olmadığından, davalının haksız eylemin davacıya tebaan ticari iş olarak kabulü de mümkün değildir.
Bu durumda ve 3095 Sayılı Kanunun 2/f-3 maddesi hükmüne göre davalı yönünden ticari iş olarak kabul edilemeyecek olan haksız eylem için hükmedilen tazminata reeskont faizi değil de Aynı Kanunun 1/f-1 maddesi hükmüne göre % 30 yasal faize hükmedilmiş olmasında bir usulsüzlük bulunmayıp, kararın onanması gerektiğinden bozma yolundaki çoğunluk görüşüne katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy