(2004 S. K. m. 67, 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin akreditif açılması için talimat vermesi üzerine akreditif açılmasına yönelik işlemlerin başladığını, ancak davalının akreditif şartlarının muhabir bankaya yanlış iletmesi ve bazı belgelerin noksan gönderilmesi nedeniyle akreditifin geç açıldığını ve bu arada USD'nın döviz kurunun Türk Lirası karşısında yükseldiğini, davalının kur farkından doğan alacağı için aleyhlerine icra takibine giriştiğini, 2.132.281.688.-TL.'lık icra takibinin 256.000.000.-TL.'dan fazla kısmına itiraz ettiklerini, kendi kusuruyla akreditifin geç açılmasına sebep olan davalının, bu gecikmeden doğan kur farkını isteyemeyeceğini iddia ederek, müvekkilinin davalı bankaya 256.000.000.-TL.'dan fazla kısım için borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili yargılama sırasında, davanın haksız olduğunu, davacının icra takibine itirazı üzerine işbu davadan sonra itirazın iptali davası açtıklarını ve davanın derdest olduğunu beyan etmiştir.
Mahkemece, davaya konu borç sebebiyle davacı, aleyhinde itirazın iptali davası açılmış olduğunu belirtip, bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçe gösterilerek, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Yapılan bir icra takibine itiraz üzerine, İİK. nun 67. maddesi uyarınca açılmış bulunan itirazın iptali davası devam ederken, borçlunun takibe konu edilen alacakla ilgili olarak ayrıca menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunup bulunmadığı tartışılabilir ise de; somut olayda olduğu gibi, kendisine icra takibi ile ilgili ödeme emri gönderilen borçlunun, takibe itiraz etmekle beraber, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davası ya da genel hükümler çerçevesinde alacak davası açmasını beklemeden borç tahdidinden kurtulmak amacıyla açacağı menfi tespit davası ile İİK. nun 72. maddesi çerçevesinde borçlu olmadığının tespitini isteyebileceğini ve bunda hukuki yararının bulunduğunu kabul etmek gerekir. Kaldı ki; İİK. nun 72/2. maddesinde, borçlunun icra takibinden önce dahi menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğu kabul edildiğinden, mahkemece aksine düşüncelerle yazılı şekilde davanın reddinde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.11.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy