(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı, davacı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av... ... ile davalı vek. Av...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı firmanın müvekkili aleyhine 16.2.1991 tarihli poliçeye dayanarak 290.305 DM. üzerinden takibe giriştiğini, İcra Tetkik Mercii'ne yapılan itirazın reddedildiğini, müvekkili şirketin davalı firmadan tekstil makinaları ithal ederek fabrikaya monte ettiğini, makinaların bedelinin ise davalıya satılan ihraç konusu malların % 20'sini davalı nezdinde bırakarak ödenmesi konusunda tarafların anlaştığını, yapılan anlaşmanın teminatı ve muhasebeleştirilmesi amacıyla müvekkilinin davalıya takibe konu poliçeyi verdiğini, müvekkilinin aldığı tekstil makinalarının bedelinin ihraç bedeli alacaktan % 20 kesinti yapılmak suretiyle ödenmesine karşılık teminat olarak verilen poliçenin takibe konmasının mükerrer tahsilata yol açacağını ileri sürerek müvekkilinin takibe konu poliçeden dolayı davalıya borçlu olmadığının tesbitine % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, müvekkili şirketin davacı şirkete tekstil makinaları sattığını ve teslim ettiğini, CİF bedeli 272.227 DM. olan satışın mal mukabili yapıldığını ve ödemenin 1 yıl vadeli poliçe ile yapılacağının faturada belirtildiğini, davacı tarafından mal bedeli karşılığı olarak verilen poliçenin teminat senedi olmadığını, muhasebelendirmek maksadı ile verilmediğini, davacının iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre dava ve takip konusu poliçenin davacı tarafından davalıya teminat olarak verildiği, davacı tarafından davalıya gönderilen malların bedellerinden yapılan % 20 kesinti nedeniyle davacının poliçe bedelinden fazla ödemede bulunduğu gerekçesiyle davacının davalıya borçlu olmadığının tesbitine, % 40 oranında 310.812.145. TL. tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle, davalı tarafından gönderilen makina bedellerinin davalıya satılacak (ihraç edilecek) malların bedellerinden % 20'leri kesilerek ödeneceğini belirten 12.2.1990 tarihli fax mesajı ve bilirkişi kurulu raporuna dayanılarak davanın kabulünde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacının temyizine gelince; davalı 6.9.1991 tarihli takibinde 290.305 Alman Markının Türk Lirası karşılığının 777.030.363. TL. olduğunu belirterek Alman Markının fiili ödeme günündeki Türk parası karşılığının tahsilini istemiştir. İ.İ.K.'nun 72/5. maddesi uyarınca alacaklının takibinde haksız ve kötüniyetli olması halinde borçlu lehine % 40 tazminata karar verilecektir.
Davacı % 40'dan fazla zarara uğradığını kanıtlayamadığından takip tarihi itibariyle yabancı paranın Türk Lirası karşılığı üzerinden % 40 tazminata karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Sonuç: Yukarıda iki bend halinde açıklanan nedenlerle tarafların temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan taraflar yararına takdir edilen 750.000. TL. duruşma vekalet ücretinin birinden alınarak yekdiğerine verilmesine, aşağıda yazılı onama harçlarının temyiz edenlerden alınmasına, 02.04.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy