(2004 S. K. m. 72, 58)
Dava: Davacı, dava dışı Ali .... 'a araba alması için vekaletname verdiğini, daha sonra 16.8.1993 tarihinde vekaletten azlettiğini, azilnamenin 21.8.1993 tarihinde vekile tebliğ edildiğini, azledilen vekilin azilden sonra vekaleten bono düzenleyerek borçlandırdığını, bonoyu diğer davalıdan ciro yoluyla alan davalı İsmet .... 'nin bono ile ilgili takibinin usulsüz olarak kesinleştirildiğini, azilnameden sonra yapılan bütün işlemlerin mutlak butlanla malul olduğunu, azledilen vekil Ali .... ile davalıların birlikte hareket ettiklerini ileri sürerek bono ile ilgili takibin iptaline, % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı İsmet .... vekili cevabında; davacının azilnameyi sadece vekiline gönderdiğini, üçüncü şahıslara duyuru yapılmadığından müvekkilinin iyiniyetinin korunması gerektiğini, müvekkilinin takibe konu bono ciro edilmeden vekaletten azil olup olmadığını,vekaletnameyi düzenleyen Ankara 15.Noterliğinden araştırdığını ve vekilin azledilme- diğinin bildirilmesi üzerine bonoyu ciro yoluyla devraldığını, borcun dayanağının 24.9.1993 tarihli kati satış sözleşmesi olduğunu, satışa konu aracın mülkiyetini üstüne geçiren davacının, karşılığı olan borcunu ödemesi gerektiğini, davacının azilnameden sonra aynı vekile, 24.8.1993 ve 13.10.1993 tarihlerinde aynı konuda iki vekaletname daha verdiğini, iddianın doğru olması halinde tekrar vekaletname vermemesi gerektiğini belirterek davanın reddine, % 40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı Cafer .... vekili cevabında; davacıya Noter satışıyla araba verdiğini, karşılığında dava konusu senetleri aldığını, bu senetleri evvelce borçlandığı İsmet .... 'ne ciro ettiğini, davacının satış işleminden haberdar olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre, davacının davalıların kötüniyetini ispat edemediği, satışa konu aracın davacı adına kayıtlı olduğu, azilnameden sonra aynı vekile vekaletname veren davacının vekalete icazet verdiği, azilin gereği olan ilanın yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine, takibe konu alacağın % 40'ı 349.878.400.-TL. tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, keşidecisi kendisi, lehdarı davalı Cafer .... , hamili İsmet .... olan ve hamil tarafından takibe konulan senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiş ve delil olarak kambiyo senedi düzenleyen vekilin vekaletten azledildiğine ilişkin azilname ve kambiyo senedinin düzenlenmesiyle ilgili temel ilişki olan satım akdine konu 1969 model aracın 850.000.000.-TL. değerinde bulunmadığına ilişkin bilirkişi incelemesine dayanmıştır.
Davalı hamil İsmet .... , 26.10.1993 tarihli takip talebinde borçlu olarak Dilek .... vekili Ali .... 'ı göstermiş ve ödeme emrini vekilin adresine tebliğ ettirmiştir. İ.İ.K.'nun 58/2.maddesine göre, borçlunun, borçlu medeni hakları kullanma ehliyetinden yoksunsa kanuni temsilcisinin takip talebinde gösterilmesi ve ödeme emrinin bu kişilere usulüne uygun tebliğ edilmesi gerekir. Oysa, takip alacaklısı İsmet .... ödeme emrini azledilen vekilin adresine göndererek usulsüz tebliğ ettirmiş ve ciranta Cafer .... 'a ödeme emri çıkarılmadığı halde, sonradan takip talebine ve ödeme emrine ilave ettiği görülmüştür.
Diğer taraftan davalı İsmet .... 'nin 9.5.1994 havale tarihli cevap lahiyasında, borcun dayanağının Ankara 24.Noterliğinin 24.9.1993 tarihli kati satış sözleşmesi olduğunu belirtmiş olması, senedi ciro yoluyla devraldığı sırada senedin bu satış sözleşmesinden kaynaklandığını bildiği intibaını uyandırmaktadır.
24.9.1993 tarihli kati satış sözleşmesinde 1969 model Station vagon tipi .... marka aracın 850.000.000.-TL. bedelle senet lehdarı Cafer .... 'dan satın alındığı belirtilmektedir. Davacı bu model bir aracın rayiç değerinin 850.000.000.-TL. olamayacağını ileri sürmüş ve bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmişse de mahkemece davacının keşif avansını yatırmadığı gerekçe gösterilerek bu inceleme yapılmamıştır. Oysa aracın kati satış sözleşmesinde gösterilen bedeli ile rayiç değeri arasında fark bulunup bulunmadığının, varsa araç üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile araç bulunamazsa sözleşmede yazılı özelliklere sahip bir aracın satış tarihindeki rayiç değerinin ne olduğunun bilirkişi incelemesi ile saptanması zorunludur.
Mahkemece ödeme emri tebliğinin yapılış şekli, lehdar Cafer .... 'a ödeme emri tebliğ edilmeden takip talebi ve ödeme emrine ilave edilmesi, davalı İsmet ...... 'nin senedi devraldığı sırada temel ilişkiyi bildiği intibaını uyandırması, aracın davacıya teslim edilmemiş olması gözetilerek aracın değeri ile ilgili bilirkişi raporu da dikkate alınarak davalılar ile azledilen vekil arasında bir anlaşma olup olmadığının toplanan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek, anlaşmanın varlığı halinde davanın kabulüne karar verilmesi gerekir. Mahkemenin bu yönleri gözetmeden eksik inceleme ile hüküm kurması isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.3.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy