(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde, davacı vek. Av. M. Köse ile davalı vek.leri Av. Y. Oğuz ve N. Yokuşoğlu'nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirket kaşesi altında ortaklardan A. Ertuğrul ile Ö. Menzilci'nin keşideci imzaları bulunan her biri 300.000.000.'er liralık 5 adet 18.4.1986 tanzim 15.3.1991, 15.4.1991, 15.5.1991, 15.6.1991, 15.7.1991 vade tarihli senetlerin davalı tarafından icra takibine konu yapıldığını, önce imzaların bu kişilere ait olduğundan emin olunmadığından Tetkik Merciince imza inkarında bulunulduğunun, şirketin tüm kayıtları incelendiğinde böyle bir borcun bulunmadığının belirlendiği gibi esasen ne davacı şirketin ne de davalının bu kapsamda borç doğuracak senet düzenleyecek mali içtimai güce sahip olmadığını, 1989 yılında ortaklıktan ayrılan keşidecilerin muvazaalı olarak şirketi borçlandırıp şirket paralarına sahip olduklarını, senetlerden dolayı borçlu bulunulmadığının tesbiti ile senetlerin iptalini, %40 tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, senetlerde imzası olan A. Ertuğrul ve Ö. Menzilci'nin şirketin yetkili temsilcileri oldukları dönemlerde bu senetlerin düzenlenip geçerli olduğunu, bononun illetten mucerret borç ikrarı olduğunu, aksini iddia eden davacının bunu kanıtlaması gerektiğini, davalı tacir olmadığından basiretli davranmasının beklenemeyeceğini, davalının davacı şirkete borç para verip senetleri aldığını, davanın reddini, %40 tazminatın tahsilini istemiştir.
Mahkemece, senetler altındaki keşide imzalarının şirket yetkililerine ait olduğu Tetkik Mercii kararı ile belirlenmiş, davalı hakkında Asliye Ceza Mahkemesinde açılan bedelsiz senedi işleme koymak suçu ile ilgili davada beraat etmiş ise de, bilirkişi raporuna göre, davacı şirketin mal varlığının bu tür borçlanmaya davalının da mali içtimai durumunun bu miktar borç para vermeye müsait olmadığı anlaşıldığından ve senetlerin tanzim ve vade tarihleri ile takip tarihlerine göre davanın kabulü ile senetlerden dolayı borçlu bulunulmadığının tesbitine, senetlerin iptaline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle, davaya konu senetlerin A. Ertuğrul ve Ö. Menzirci ismindeki keşidecilerin, davacı şirket ortaklığından ayrıldıktan sonra tanzim edilmiş olduğunun, davacı şirket kayıtlarında böyle bir borç ilişkisinin yer almadığının saptanmış olması hali de gözetildiğinde ve delillerin tüm olarak değerlendirildiğinde, davanın kabulünde bir isabetsizlik bulunmamasına göre;
Sonuç: Davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 6.000.000.TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 13.06.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy