(818 S. K. m. 493, 494)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı, davalı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde, davalı vek. Av. Hakan Vural gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan, onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar : Davacı vekili, müvekkilinin de ortağı bulunduğu Has A.Ş. ile davalı banka arasında 12.8.1988 tarihli 100.000.000.TL.lık 17.3.1989 tarihli 25.000.000.TL.lık 7.4.1989 tarihli 5.000.000.TL.lık kredi sözleşmeleri imzalanıp, davacının da bu sözleşmelerin kefili bulunduğunu, ancak davacının 11.5.1989 tarihli protokol ile hisselerini başkalarına devredip, durumu bankaya bildirerek kefaletin kaldırılmasını istediği halde, davalı bankanın 4 yıl sonra icra takibine giriştiğini, ödeme emri şirket adresine gönderildiğinden durumdan yeni haberdar olunduğunu, borçlu bulunulmadığının tesbitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının şirket ortaklığından ayrılmasının kefalet sorumluluğuna etkisi olmayacağını, kefile hesap özeti tebliği zorunluluğu bulunmadığını, kredi sözleşmesinin 15/2-b maddesine göre, davacının peşinen BK.nun 493 ve 494. maddelerindeki haklardan feragat ettiğini, esasen BK.nun bu maddelerinde öngörülen 1 yıllık süreye riayet edilmediğini, yasal adresin de, sözleşme adresi bulunduğunu savunmuştur.
Mahkemece, davalının BK.nun 493 ve 494. maddelerindeki kefaletten kurtulma hakkından feragatın geçerli olmadığı, kefaletin sona erebilmesi için, kefaletten itibaren 1 yıl geçtikten sonra, alacaklıyı muacceliyet ihbarına davet etmesi makul sürede bu yapılmadığı takdirde kefaletten kurtulma mümkün olabileceğinden ve davacının dilekçesi böyle bir uyarı taşımadığı gibi icra takibi de davacı için kefaletle sorumlu olduğu miktarla sınırlı tutulduğundan davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Davalı Banka ile dava dışı Has Turizm Ürünleri Dış. Tic. A.Ş. arasında akdedilen kredi sözleşmesinin müteselsil kefili bulunan davacının hisselerini bir başkasına devretmesinin kefalet akdinin sona ermesi sonucunu doğurmayacağının kabulü ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin bu yönlere ilişen temyiz itirazlarının reddi gerekmektedir.
2- Davalı Banka vekilinin temyizine gelince; yerel mahkemece tesis edilen hükmün gerekçesinde olayda uygulama yeri bulunmamakla beraber BK.nun 493 ve 494. maddelerinde düzenlenen kefaletten kurtulma haklarında önceden vazgeçmenin geçerli olmayacağına deyinilmiş ise de, söz konusu hususlar kamu düzeni ile ilgili bulunmadığından sözleşmeye konan hükümlerle bu hakkın kullanılmasında vazgeçmenin geçerli olacağının diğer bir deyişle mahkemece, söz konusu maddelerle ilgili olarak gerekçede belirtilen hususun yerinde olmadığının kabulü gerekir. Bu nedenle hükmün gerekçesine yönelik olan davalı vekilinin temyizinin kabulü ile HUMK.nun 438/7. maddesi uyarınca gerekçenin düzeltilmesi suretiyle kararın onanması uygun görülmüştür.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte belirtilen nedenle hükmün gerekçesinin 4.bendinin karardan çıkarılmasına ve düzeltilen bu şekliyle hükmün ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 6.000.000.TL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı harcın davacıdan alınmasına, davalının peşin harcının istek halinde iadesine 19.09.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy