(818 S. K. m. 207)
Davacı Etibank Bigadiç Maden İşletme Müessesesi Müdürlüğü vek. Av. Filiz Uludağ ile davalı Polar A.Ş. vek. Av. M. Suat Alaybeyoğlu arasında görülen dava hakkında Bigadiç Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 24.10.1995 gün ve 52-399 sayılı hükmün bozulmasına ilişkin Dairemizin 20.5.1996 gün ve 1963-3875 sayılı ilamına karşı davacı vekilince süresi içinde karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Sonuç: Yargıtay ilamında belirtilen gerektirici sebeplere göre, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin REDDİNE, takdiren 350.000.-TL. para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 24.12.1996 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı ayıba dayalı olarak zararının tazmini isteğindedir.
Açtığı ilk dava dahi BK.nun 207. maddesinde yazılı zamanaşımı süresi içinde açılmış olmadığı; burada da süresinde zamanaşımı ileri sürüldüğü halde reddedilmiştir. Davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazı ise gerekçeli olarak reddedilip, ortada davalının davacıya karşı iğfal edici davranışları bulunduğu kabul edilerek bu husus taraflar arasında maddi vakaa olarak (tashihi karar yoluna da başvurulmadığından) kesinleşmiştir. Kesinleşen bu durumun ek taleple ilgili olarak açılan sonraki davaya da aynen esas alınması gerekip, burada zamanaşımının BK.nun 207/son maddesine vaki alacağı açıktır. Maddenin söz konusu fırkası aynen satıcı alıcıyı iğfal etmiş ise bu bir senelik müruru zamandan istifade edemez şeklindedir. Bunun anlamı bu halde satışının bir yıllık müruru zamandan yararlanamayıp, olaya on yıllık zamanaşımının uygulanacağıdır. Burada zamanaşımının kat'ı ve tatili gibi bir durum da söz konusu olmayacağından BK.nun 207. maddesindeki süreler ittıla ile yeniden işlemeye başlamaz.
Nitekim ilmi içtihatların da aynı doğrultuda olduğu anlaşılmaktadır. Mesela;
Prof. K.Tunçomağ, Türk Borçlar Hukuku, Cilt II-1977, Sahife 193'de görüşünü Bu fıkranın anlamı şudur: aldatma halinde satıcıya karşı açılacak sağlama davası bir yılda değil, fakat normal yıllanma süresi içinde (YANİ ON YILIN DOLMASIYLA) yıllanır. Çünkü BK.nun bir yıllık istisnai yıllanma süresinden yararlanabilme hakkını, sadece dürüst hareket eden satıcıya tanımak istemesi doğal sayılmalıdır. şeklinde;
Prof. H.Tandoğan, Borçlar Hukuku Özel Borç Münasebetleri, Cilt I, sh. 134'da görüşünü satıcı alıcıyı iğfal etmişse, yani satıcının hilesi varsa, bu bir yıllık zamanaşımından istifade edemez (BK. madde 207, f. III). şeklinde;
Turgut Uygur, Borçlar Kanunu, Cilt III, sh. 429'a görüşünü maddenin son fıkrası gereğince satıcı, alıcıyı iğfal etmişse yani hilesi varsa bir yıllık zamanaşımı süresinden istifade edemez. Bu takdirde ON YILLIK zamanaşımı süresi uygulanır. şeklinde;
Lütfü Dalamalı, Faruk Kazancı, Açıklamalı Borçlar Kanunu, Cilt III, sh. 156'da görüşlerini satıcı tarafından satışlarda hile yapılmış veya iğfal edilmiş olması hallerinde 10 senelik zamanaşımı uygulanır şeklinde;
Prof. C.Yavuz, Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Cilt I, sh.97'de ve Satıcının Sorumluluğu, sh. 162'de görüşlerini satıcı hilesi varsa bir yıllık zamanaşımından yararlanamaz, bu takdirde on yıllık zamanaşımı söz konusu olur ve o halde kanaatimizce de BK. 207/son hükmü ile de daha uzun bir zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği ve bir başka hüküm bulunmadığına göre bu durumda BK. madde 125'de öngörülen on yıllık zamanaşımının söz konusu edildiği kabul edilmelidir şeklinde;
Sezai Olgaç, T.Borçlar Kanunu, Cilt II, sh. 197'de görüşünü satıcı alıcıyı kandırmış ve aldatmış ise, yani ona karşı hile yaparak ayıbı gizlemiş bulunuyorsa bu takdirde satıcı bir yıllık zamanaşımı süresinden faydalanamaz, bu hallerde zamanaşımı müddeti daima on senedir. Von Tuhr, sh.432, dipnot; 26, Bilge sh. 68 şeklinde açıklamışlardır.
Bu nedenledir ki açılan bu ikinci davada da sayın çoğunlukça kabul edildiği gibi ittila tarihinden itibaren 207. maddedeki zamanaşımı süresinin değil genel zaman aşımı süresi olan 10 yıllık sürenin uygulanması gerekip, 10 yıl içinde açılmış bulunan davanın da süresinde olduğunun kabulü ile karar düzeltme isteği doğrultusunda yerel mahkeme kararının onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun karar düzeltme isteğinin reddi görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy