(2004 S. K. m. 36, 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine, temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı bankanın İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 1993/12147 sayılı dosyasına 6.616.429.000. TL.lık iki adet teminat mektubu verdiğini, icra dosyası borçlusunun 29.7.1995 tarihine kadar tehiri icra kararı getirmesi gerekirken getirmediğini, müvekkillerinin 10 gün bekledikten sonra 8.8.1995 tarihinde teminat mektuplarının paraya çevrilmesini talep ettiğini, banka müdürünün 9.8.1995 tarihinde teminat mektubu bedelini ödeyeceğini beyan ettiğini, 9.8.1995 ve 10.8.1995 tarihlerinde ödeme yapılmaması üzerine 11.8.1995 tarihinde ihtiyati haciz talep edilerek 14.8.1995 tarihinde takibe geçildiğini, davalının takibe itiraz ederek durdurduğunu, itirazların geçerli olmadığını, bankanın ilk talep halinde teminat mektubu bedelini ödememesi gerektiğini, teminat mektubundan doğan defiler haricinde defi ileri süremeyeceğini ileri sürerek davalının itirazlarının iptaline, takibin devamına, % 40 İcra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacıların müvekkili bankanın vermiş olduğu teminat mektubu ilişkisinin tarafı olmadığından dava açamayacağını, davacıların müvekkili bankadan yazılı tazmin talebinde bulunduklarını, tehiri icra kararı verilmesi nedeniyle teminat mektuplarının tazmin koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre, teminat mektubunu veren bankanın talep edildiği anda bedelini ödemekle yükümlü olduğu, davalının talebe rağmen ödeme yapmadığı, ihtiyati haciz kararı alınmasına ve takibe geçilmesine sebebiyet verdiği, bu nedenle haksız olduğu gerekçesiyle asıl alacak yönünden konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, alacağın %40'ı 2.646.671.600. TL. İcra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacılar ile davadışı ... A.Ş. arasında görülen dava sonucunda alacağın tahsiline karar verilmiş ... A.Ş. hükmü tehiri icra talepli olarak temyiz etmiş ve tehiri icra teminatı olarak davalı bankadan iki adet teminat mektubu alıp icra dosyasına vermiştir. Yargıtay'dan 60 günde icranın geri bırakılması yolunda karar getirilmediğinden davacılar (alacaklılar) teminatın paraya çevrilmesini istemişler, çevrilmemesi üzerine ihtiyati haciz kararı aldıktan sonra genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine geçmişler, itiraz üzerine itirazın iptaline ilişkin bu davayı açmışlardır. Tehiri icra talepli temyiz edilen ilk kararın onanması üzerine, teminat mektubu bedeli ödendiğinden, davanın konusunun kalmadığına, davalının %40 icra inkar tazminatından sorumlu olduğuna karar verilmiştir.
Temyiz itirazı davacılar yararına %40 icra inkar tazminatına karar verilmesinin isabetli olmadığı yönüne ilişkindir.
İİK.nun 36. maddesine göre, icranın geri bırakılması için verilen sürede, tehiri icra kararının getirilmemesi veya kararın onanması halinde teminat icra memuru tarafından paraya çevrilerek alacaklıya ödenir. Anılan hükümde icra memurunun başkaca muameleye hacet kalmaksızın teminatın paraya çevireceği öngörüldüğünden bu durumda borçluya ödeme emri tebliğine ihtiyaç yoktur. Bu hükmün gerekçesinde de borçluya ödeme emri veya satış ihbarnamesi tebliğine lüzum olmadan icra memurunun teminatı paraya çevireceği belirtilmiştir. Bu durumda teminatın paraya çevrilmesi işlemi ile kanunumuz açıkça icra memurunu görevlendirdiğinden alacaklının teminatın paraya çevrilmesi için takipte bulunması gerekmemektedir. Bu yönler gözetildiğinden davacı talebinde haklı kabul edilemeyeceğinden, lehine icra inkar tazminatına hükmedilemez. Kaldı ki davacılar takibe başladıktan sonra ödeme emrine itirazdan önce tehiri icra belgesi dosyaya sunulmuştur. İİK'nun 67/2. maddesine göre alacaklı lehine icra inkar tazminatına karar verilebilmesi için borçlunun itirazının haksız olması gerekir. Davalı borçlu, ödeme emrine itiraz tarihinde tehiri icra belgesi icra dosyasına ulaştığından itirazında haksız olduğu da kabul edilemez. Mahkemece bu yönler gözetilerek icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabulü isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 9.000.000.TL. duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.2.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy