(2004 S. K. m. 195) (818 S. K. m. 83)
Dava: Taraflar arasındaki kayıt-kabul davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Taraflar arasında düzenlenen 19.4.1991 tarihli protokolun 2. maddesine göre davacı bankanın 30.9.1990 tarihi itibarıyle alacağı 2.320.512. DM. ve 1.485.083. Dolar olarak belirlenmiştir. Protokolun 2/5 maddesinde protokol hükümlerine uyulmaması halinde davacı banka alacağına 30.9.1990 tarihinden itibaren 15 faiz, fon ve gider vergisi hesaplanacağı hükme bağlanmıştır. Bilirkişi tarafından 30.9.1990 tarihinden iflas tarihine kadar 15 faiz ve 5 gider vergisi hesaplanarak davacı bankanın alacağı saptanmış ve bu tarihteki Merkez Bankası döviz satış kurundan Türk Lirasına çevrilerek masaya kaydı gereken alacak saptanmış, mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulmuştur. 29.4.1991 tarihli protokolun 2/4 maddesinde ana para ve faiz ödemelerinin ait oldukları döviz cinsinden yapılabileceği gibi, bu ödemelerin vade tarihindeki T.C. Merkez Bankası döviz alış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığı olarak da ödeneceği düzenlenmiş, ancak anılan hükümde temerrüt halinde hangi kur'un uygulanacağı konusunda bir düzenleme yapılmamıştır. Banka ile müşteri arasında yapılacak anlaşma iç ilişki bakımından tarafları bağlarsa da iflas, müfliste alacağı bulunan tüm alacaklıları ilgilendiren kollektif bir tasfiye şekli olduğundan uygulanacak döviz kuru konusunda iflas hukukunun alacaklılar arasında eşitliği öngören ilkesinin gözönünde tutulması gerekir. Bu nedenle iflasta yabancı para alacağına uygulanacak döviz kur'unun tüm alacaklılar için aynı olması gerekir. Mahkemece kabul edilen Merkez Bankası döviz satış kurunun esas alınması alacaklılar arasında eşitlik sağlayacaktır. Doktrinde de yabancı paranın Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmesi gerektiği kabul edilmektedir (Doç. Dr. Hakan Pekcanıtez, Medeni Usul ve İcra İflas Hukukunda Yabancı Para Alacaklarının Tahsili Ankara 1994, S:144). Mahkemece bu ilke doğrultusunda hesaplama yapan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı ve davalının temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün ONANMASINA, 19.12.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy