(818 S. K. m. 99)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı vekili, müvekkili ile borçlu davalının visa kart üyelik sözleşmesi yaptıklarını, davalının kartla yaptığı harcamaları ödememesi üzerine ihtar çekildiğini, ödenmemesi üzerine icra takibine geçtiklerini, davalının kartını çaldırdığını ve aynı gün müşteri hizmetleri servisini haberdar ettiğini ve çalanlar tarafından 3.100.000. TL. çekildiğini, bundan sorumlu olamayacağını belirterek itiraz ettiğini iddia ederek, itirazın iptaliyle %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevabında, 26.11.1993 tarihinde saat 17.30 civarında visa kartının ve şifresinin içinde bulunduğu cüzdanını çaldırdığını, saat 18.00 sularında bankanın İstanbul Müşteri Hizmetler Servisini arayarak saat 18.10.'da bildirdiğini, 3.100.000.TL'lik çekilen parayı kendisinin çekmediğini ve borçlu olmadığını, kendisinin çektiği parayı ödediğini ileri sürerek davanın reddiyle %40 tazminatın lehine hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporuna göre davalının takip tarihi itibariyle borcunun 1.157.079.TL. olduğunu, kart çalındıktan sonra aynı gün saat 18.10.'da bankaya intikal ettirdiği, saat 18.20.'de bankaca hesabın bloke edildiği, ancak paranın saat 18.16 ve 18.19'da çekildiği bu durumda davalının kusuru bulunmadığı ve kart çalındıktan sonra çekilen paradan mesul olamayacağını, 17.8.1994 tarihindeki ödemesinden sonra bakiye borcunun 57.079.TL. olduğu, bu miktar üzerinden takibin gerekeceğinden 57.079.TL'lik kısım üzerinden icra takip dosyasındaki davalı itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, borç miktarı yargılamayı gerektirdiği ve davalının da kötü niyetli olmadığı anlaşıldığından inkar tazminatı talebinin reddine, davacı hakkındaki tazminat talebinin de reddine dair verilen hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında akdedilen kredi kartı üyelik sözleşmesinin 11. maddesinde kartın kaybedilmesi veya çalınması halinde durumun üye veya ek kart hamili tarafından bankanın bireysel bankacılık müşteri hizmetleri birimine ya da en yakın banka şubesine derhal bildirilmesi ve daha sonra da bildirimin yazılı olarak teyit edilmesi zorunlu olup, durumun yazılı olarak bankaya tebliği ile birlikte bildirimden sonra da yapılacak harcamalardan üye veya ek kart hamilin sorumlu olmayacağı kabul edilmiştir. Somut olayda davacı hamili bulunduğu kartı kaybettikten sonra durumu 26.11.1993 tarihinde saat 18.10'da bankaya telefonla bildirmiş olup, bankaca saat 18.20'de hesap bloke edilmiştir. Dava konusu para çekimi işlemleri bu arada saat 18.16 ve 18.19'da yapılmıştır. Kartın çalındığına ilişkin ihbarın sözlü olarak bankaya ulaşmasından sonra bu bildirimin yazılı olarak teyidinin tebliğ tarihine kadar geçen sürede bankanın sorumlu olmayacağına ilişkin hüküm BK. 99/1 maddesi gereğince sorumluluktan peşinen kurtulma sonucu doğurduğundan geçersiz ise de kredi kartını ve şifreyi saklama sorumluluğunu yeterince yerine getirmeyen kart hamilinin kartın kaybolduğunu bankaya bildirdikten sonra bankanın bildirim yükümlülüğünü yerine getirebilmesi ve gerekli işlemleri yapabilmesi için makul ve objektif bir süre ile sorumlu tutulması hakkaniyet kuralları gereğidir. Bankaca kart hamili davalı tarafından yapılan sözlü ihtardan 10 dakika sonra hesabın bloke edildiği ve bu sürenin bankanın kayıp kart sistem dışı bırakılabilmesi için makul bir süre olduğu ve bu nedenle bankaya atfı kabil bir kusur bulunmadığı kabul edilerek, söz konusu süre içerisinde çalıntı kartla yapılan para çekme işlemlerinden davalının sorumlu tutulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.10.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy