(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 126, 128, 133)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraf vekillerince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belirli günde davacı vek. Av. Sebahattin Bilge ile davalı vek. Av. Mehmet Arif Demirer gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, Avusturya Steyr firmasının müşaviri olan müvekkili ile davalının bu firmanın gönderdiği komisyonları ve aylık ücretleri 23.5.1980 günlü protokole göre paylaşacaklarını, müvekkilinin 13.382.982.Şilin komisyon alacağının ödenmediğini, daha önce dava konusu yapılan komisyonlar haricinde 4.500.000.Şilin komisyonun tahsili amacıyla yapılan takibe davalının itiraz ettiğini ileri sürerek davalının itirazının iptaline, takibin karar tarihindeki Şilin kuru üzerinden devamına, %40 inkar tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, tarafların Avusturya'daki Steyr firmasının temsilcileri iken, firmanın temsilciliği TZDK'na verdiğini ve müvekkili ile teknik danışmanlık sözleşmesi imzaladığını, bunu kabullenemeyen davacının önceki ortaklık sebebiyle elinde bulunan senetleri takibe koyarak haciz tehdidi altında 23.5.1980 günlü protokolü imzalattığını, bu protokol ile davalının, davacının Steyr firmasının danışmanı olmasını sağlamayı, bu mümkün olmadığı takdirde 1979 yılında Steyr firmasından aldığı 300.000 Şilin ücretinin yarısını Türk Lirası olarak ödemeyi taahhüt ettiğini ve davacıya 650.000.TL.lık senet verdiğini, davacının bu senedi takibe koyduğunu, itiraz üzerine 1986/517 s. dosyadan görülen davayı açtığını, 26.4.1981 gününde davacı, davalı ve Steyr firması arasında protokol imzalandığını, davacının protokol gereği Steyr firmasına yapması gereken bildirimi yapmaması üzerine Steyr firmasının kendisini sorumlu saymadığını, davacıya bildirdiğini, davacının 23.5.1980 günlü protokoldeki alacağını tahsil ettiğini, daha sonra açılan ve birleştirilerek görülen 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 1985/287 (1992/721) s. dosyada görülen davada protokolün davacıya 1980 ve sonrası içerisinde hak verdiği görüşünden hareketle her yıl fiilen alınan danışmanlık ücretinin yarısının davacıya ödenmesine karar verildiğini, davalının davacıya danışmanlık ücreti vs. sebeple başka borcu kalmadığını, davacının son talebinin davalının gizlice komisyon aldığı iddiasıyla yapılan takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davası olduğunu, müvekkilinin Steyr firmasından yalnızca danışmanlık ücreti aldığını, başkaca komisyon vs. almadığını, bu sebeple davanın dayanağı bulunmadığını, müvekkilinin 1.1.1980'den Steyr ile ilişkisinin sona erdiği 31.12.1986 gününe kadar 2.500.000 Şilin karşılığı 56.687.000.TL. almasına karşılık 1. Asliye Ticaret Mahkemesince 119.245.000.TL. danışmanlık ücretine hükmedildiğini, 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1992/721 s. dosyadan görülen davanın da danışmanlık ücreti ile ilgili olduğunu, bu sebeple bu davanın ek dava olarak nitelendirilemeyeceğini, davalının Steyr firması ile ilişkisinin 31.12.1986'da sona erdiğini, bu halde davacı ile ortaklığının da bu sürede sora erdiğini, BK.nun 126. maddesinin 4.fıkrası uyarınca ortaklar arasındaki her çeşit hak ve alacağın 5 yılda zamanaşımına uğradığını, zamanaşımına uğrayan talebin dinlenemeyeceğini, alacağın dayanağı takipte gösterilmediğinden zaman aşımı itirazını dava aşamasında yapabildiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 23.5.1980 günlü protokol içeriğinden kaynaklandığı, sözleşmeden doğan alacak haklarında zamanaşımının alacağın muaccel olduğu tarihte başladığı, bu davalarda zamanaşımının temerrüdün gerçekleştiği anda değil, muacceliyetin gerçekleştiği anda işlemeye başlayacağı, kısmi dava ile alacağın saklı tutulan kısmı hakkında zamanaşımının kesilmeyeceği, davanın açıldığı tarihte 10 senelik zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacı ve davalı arasında düzenlenen 23.5.1990 günlü protokole göre davalı, Steyr firmasında 1979 senesinde istihsal ettiği meblağın %50'sini ve sözleşme süresince gerek yurt dışında ve gerekse yurt içerisinde elde edeceği menfaatlerin %50'sini davacıya ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir. Davacı bu dosyada davalının Steyr firmasından elde ettiği komisyon alacağının %50'sının ödenmesini talep etmektedir. 23.5.1990 günlü protokolün komisyon alacağını da kapsadığı Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 1992/473 esas, 1993/881 s. kararla kabul edilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. Dava konusu yapılan ve 23.5.1990 günlü protokole dayanan alacak BK.nun 126. maddesinin (4) bendi kapsamında olup, 5 senelik zamanaşımına tabidir. Steyr firmasından gelen yazılara göre davalı ile Steyr firması arasındaki ilişki 31.12.1986 gününde sona erdiğinden 23.5.1990 günlü protokole dayanan davanın 1990-1996 yılları arasında her yıl oluşan komisyon alacağının 5 yıl içerisinde dava konusu yapılması gerekir. Zira BK.nun 128. maddesine göre zaman aşımı alacağın muaccel olduğu tarihten başlar ve fazlaya ait hakkın saklı tutulması zamanaşımını kesmez. Davalı M. Arif Demirer'in 1985/287 (1992/721) s. dosyadan 23.5.1990 günlü protokolün iptal edilmesine yönelik talebi menfi tespit davası niteliğinde olmadığından, BK.nun 133. maddesi uyarınca zaman aşımı kesilmez. Takibin yapıldığı 10.7.1992 tarihi itibariyle BK.nun 126/4. maddesinde ön görülen zaman aşımı süresi geçtiğinden davanın bu gerekçeyle reddi gerekirdi. Mahkemenin 10 senelik zaman aşımı süresi ile ilgili gerekçesi bu sebeple yerinde olmadığından hükmün gerekçesinin değiştirilerek onanması gerekmiştir.
Davalı, davacının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek icra tazminatı talep etmişse de, zamanaşımına uğrayan bir alacak için yapılan takip kötün niyetli kabul edilemez. Davalı lehine icra tazminatına hükmedilmemesi bu sebeple yerindedir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle tarafların temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan taraflar yararına takdir edilen 9.000.000. TL. duruşma vekalet ücretinin birbirlerinden alınarak yekdiğerine ödenmesine, 23.05.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy