(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılardan E
B
vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde, davacı banka vek. Av. M
E
ile davalı asil E
B
'nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı banka vekili, davalıların müvekkili banka ile imzalanan kredi kartı sözleşmesine göre yaptıkları harcamaların bedellerini ödemediklerinden ihtarname çekildiğini ve alacağın ödenmesini temin amacıyla takibe geçildiğini belirterek haksız itirazın iptaliyle inkar tazminatının davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı E
B
vekili, müvekkilinin davacı bankadan kredi kartı aldığını, ancak süresi dolan kredi kartını bankaya iade ettiğini, banka tarafından 3.11.1991 tarihinde Londra'da bir harcama yaptığının bildirildiğini, oysa böyle bir harcama yapmadığı gibi devlet memuru olup Londra'ya da gitmediğini savunarak haksız davanın reddiyle %40 tazminat talebinde bulunmuştur. Davalı N
Ö
, kredi sözleşmesinde kredi limiti belirtilmediği için sorumluluğunun söz konusu olamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, harcamanın bizzat kart sahibi tarafından yapılmasının şart olmadığı ve davalı E
B
bu borç nedeniyle ödemede bulunduğundan borcu kabul etmiş sayılacağından yaptırılan bilirkişi incelemesiyle takibin %187,50 temerrüt faizi yürütülmek kaydıyla devamına, alacak likit ve muayyen olmakla %40 inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı E
B
vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece, kredi kartı üyelik sözleşmesinin tarafı olan davalı E
B
'nun yurt dışına çıkmış olduğu saptanamamış ve harcama belgeleri (slipler) üzerinde inceleme yapılamamış olmakla beraber harcamanın üye kart hamili dışında başka biri tarafından da yapılabileceği kaldı ki, söz konusu kredi hesabına bu borç nedeniyle adı geçen davalı tarafından 22.3.1994 ve 29.4.1994 tarihlerinde yapılan toplam 85 dolarlık ödeme ile borcun benimsenmiş olduğu gerekçe gösterilerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı E
B
'nun 3.11.1991 tarihinde Londra'da yapmış olduğu ileri sürülen 354,80 USD tutarındaki harcamanın ödenmesi ile ilgili taleplere karşı yaptığı itirazlara davacı bankaca verilen 9.3.1992 tarihli cevapta itirazın işleme konulduğu, 19.7.1993 tarihli yazıda ise, kredi kartları merkezince belirtilen harcama ile ilgili gerekli girişimlerde bulunulduğu ancak Chargeback süresi geçtiği için tahsil imkanının sağlanamadığı bildirilmiş ve harcama belgeleri (sliplerin) gönderilmesi için Londra'ya çekilen 19.10.1995 tarihli fax mesajına ise, dört yıl öncesine ait olan bir harcama için istenen hususun yerine getirilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.
Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözüme ulaştırılmasının harcama belgeleri üzerinde yapılacak gerekli inceleme ile mümkün olacağı ve banka kayıtlarına ancak bu dayanak belgelerle birlikte değer verilebileceği kuşkusuzdur.
Yukarıda belirtildiği gibi, davalı E. B., Yurtdışında yaptığı ileri sürülen harcamalar karşılığının ödenmesi yolundaki taleplere karşı baştan beri kamu görevlisi olup yurt dışına çıkmadığını ve dolayısıyla böyle bir harcama yapmasının söz konusu olamayacağını savunmuş olmasına karşın davacı bankanın harcama belgelerinin (Sliplerin) incelenmesi yönünden, aradan dört yıla yakın zaman geçtikten sonra girişimde bulunduğu ve ancak bu girişimin aradan geçen zaman itibariyle karşılanamadığı anlaşılmaktadır.
Diğer yandan adı geçen davalı, kredi hesabına 22.3.1994 tarihinde yapılan 50 Dolar ve 29.4.1994 tarihinde yapıldığı gözüken 35 Doların kendisi tarafından ödenmediğini, ihtilafı sürdürüp davacı bankadan olumlu cevap almayı beklerken böyle bir ödeme yapmasının düşünülemeyeceğini savunmuş bulunmaktadır. Söz konusu ödemelerin davalı tarafından yapılmış olması halinde dahi banka ile arasında sürdürdüğü çekişme nedeniyle bunun borcun kabulü şeklinde değerlendirilmemesi gerekir.
Açıklanan nedenlerle gerekli araştırma ve incelemenin davacı bankanın kusuru ile gerçekleştiremediği gözetilerek davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulünde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 05.05.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy