(4077 S. K. m. 4, 22, 30)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince ve cevap süresi içinde de davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosya kapsamına ve davacının talebi dikkate alınarak hüküm kurulmuş bulunmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, 4077 Sayılı Tüketicinin korunması hakkındaki kanuna göre, ayıplı malın aynen, olmadığı takdirde fatura bedeli 20.125.000.TL. nın fatura tarihinden itibaren reeskont faizi ile tahsiline ilişkindir.
Davacı, ayıplı yatağın tamiri, değiştirilmesi veya geri alınması için satıcı firmaya yaptığı girişimlerin sonuçsuz kaldığını iddia ederek, 4077 Sayılı Kanunun 22. maddesi uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurmuş ve anılan heyet tarafından malın yenisiyle değiştirilmesine 24.6.1996 tarihinde karar verilmiş, malında yenilenmemesi üzerine tüketici mahkemesinde iş bu davasını açmıştır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki,
Hakem heyeti kararı kesin nitelikte olmayıp, 22. madde hükmüne göre, tüketici mahkemesinde delil olabilir. Mahkemenin salt hakem heyeti kararına dayanarak davanın kabulü doğru değildir. O halde, Hakem Heyetinde bulunan dosya getirtilip incelenmeli, sözü edilen yasanın 4. maddesi hükmü çerçevesinde tarafların iddia ve savunmaları üzerinde durulup, Tüketici Yasasının 30. maddesi gereği, satımla ilgili Borçlar Kanunun Genel Hükümlerinin olaya uygun düşen maddeleri de göz önünde tutulup, tüm deliller bir arada takdir edilerek oluşacak sonuç çerçevesinde uygun bir karar verilmesi gerekirken, olaya uygun düşmeyen kapıdan satışlarda uygulanması söz konusu olan 9. maddeye dayanılarak yazılı biçimde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Ayrıca, her ne kadar tüketicinin açtığı dava harca tabi değilse de, davanın kabulü durumunda karar harcı hesap edilip, kaybeden taraftan tahsili yolunda hüküm kurulması gerekirken, bu hususun da, gözden kaçırılması usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harçların istek halinde temyiz edenlere iadesine, 12.06.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy