(743 S. K. m. 152, 169) (818 S. K. m. 18) (2709 S. K. m. 10, 152)
Dava: Davacı banka ile davalı vekili arasında görülen dava hakkında İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinden verilen 16.4.1996 gün ve 1543-363 sayılı hükmün onanmasına ilişkin Dairemizin 5.3.1997 gün ve 6722-1541 sayılı ilamına karşı dava vekilince süresinde karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Medeni Yasanın 169/2. maddesi koca yararına kadının üçüncü kişilere karşı borçlanması durumunda Sulh Yargıcının onayını öngörmüştür. Yani koca birinden ödünç alıp da karısı ona kefalet eder ya da ipotek rehin ve benzeri güvenceler verirse bu çeşit sözleşmeler Sulh Yargıcının onamasıyla geçerlilik kazanır. MY. nin 169/2 maddesi yönünden Anayasanın başlangıç hükümleriyle 10. maddesinde yer alan cinsiyet ayrımı gözetilmeksizin herkesin yasa önünde eşit olduğu ilkesine aykırılık savı ileri sürülmüştür. İtiraza konu edilen yasa kuralında öngörülen koşulun gerçekleşmesi o durumda bulunan her kişiden beklendiği için eşitlik ilkesine aykırılıktan söz edilemez. Yine bir hakkın tanınması ya da korunması için bir takım kayıtlar konması üzerindeki sınırlandırma hakkın özüne dokunmadığı takdirde aykırılık oluşturmaz. Bu nedenle Anayasa'nın 152. maddesine aykırılık savı ciddi görülmediğinden, işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öbür karar düzeltme isteklerinin reddi gerekmektedir.
2- Banka uygulamasında genel olarak kredi kartı üyelik sözleşmesini imzalayan asıl borçlu yanında onun arzusuna bağlı olarak dilerse eşine, çocuğuna ya da bir yakınına ek kart verilmektedir.
Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre ek kart hamili, asıl kart hamilinin yaptığı harcamalardan sorumlu değil ise de, kendi ek kartıyla yapılan harcamalardan sorumludur. Ancak asıl kart sahibi, kendi harcamaları yanında ek kart hamilinin yaptığı harcamalardan da sorumludur.
Bu durum genel kredi sözleşmelerinde olduğu gibi, asıl borçlu dışında müteselsil borçlu olarak alacaklıya güvence sağlama amacıyla üçüncü kişi tarafından imzalanan bir borç üstlenme ya da borca katılma olarak kabul edilemez. BK. nun 18. maddesine göre bir sözleşmenin biçim ve koşullarını belirlemede onların gerçek ve ortak amaçlarını aramak gerekir. Somut olaya özgü olarak dava dışı koca kredi kartı sözleşmesinden doğrudan yararlanmıştır. Ek kredi kartı sahibi sıfatıyla davalı kadın, sözleşmeden dolaylı olarak yararlanmaktadır. Koca lehine bir hareketin kabulü için kadının bu hareketinden kocanın herhangi bir biçimde çıkarı olması yeterli olmayıp hukuksal durumunun daha uygun bir hale getirilmesi gerekir. Burada çıkarı olan üstün yararlanması bulunan kadındır. Davalı kadının kendi harcamalarından sorumlu tutulması durumunda ise MK. nun 169/2. maddesinin uygulanma yeri bulunmamaktadır.
Davacı banka ek kart hamili davalıdan asıl kart hamilinin de yaptığı tüm harcamaların bedelini istemiştir. Bankanın ek kart hamilinin yaptığı harcamadan dolayı kendisine başvurulabileceği gözetilerek davalının savunmasında belirtip hesap özetinde gösterilen alışverişten doğan bakiye ve borç ile nakit çekmeden doğan borç dan oluşan dava konusu alacağa ilişkin harcama belgeleri üzerinde gerekli bilirkişi incelemesi yaptırılarak, davalının kendi harcamalarından sorumlu tutulacağı miktar saptanarak sonucuna uygun bir karar verilmek gerekir. Bu yönden kararın bozulması gerekirken Dairemiz kararında yazılı olduğu biçimde onandığı anlaşılmakla davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüyle yerel mahkeme kararın bozulması uygun görülmüştür.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenle öbür karar düzeltme istemlerinin reddine, ikinci bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüyle Dairemizin 5.3.1997 gün, 96/6722 esas 97/1541 karar sayılı onama kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, 11.06.1997 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Dairemizin MK'nun 169'ncu maddesinin Anayasaya aykırı olmadığına dair görüşüne katılmaktayım.
Ancak, karar düzeltme talebinin kabulüne dair bozma kararının 3. nolu bendindeki bozma nedenine katılamıyorum.
Şöyle ki;
Kredi Kartı Sözleşmesi hükümlerine ve dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre asıl kart hamilinin yaptığı harcamalardan ek kart hamili sorumlu tutulamaz. asıl kart hamili ise ek kart harcamalarının tamamından kendi harcamaları gibi sorumludur.
Çözümlenmesi gereken sorun, ek kart hamilinin salt kendi yaptığı harcamalardan dolayı Bankaya karşı sorumlu olup olmayacağıdır.
Öncelikle, somut olaya özgü olarak, ek kart hamili davalı asıl kart sahibinin eşinin sözleşmedeki durumunu irdelemek gerekir. Kredi Kartı sözleşme hükümlerine göre asıl borçlu dava dışı kocadır ve kendi hesabından harcama yapmak üzere davalı eşine ek kart verilmesini sağlamıştır. Böylece ek kart hamili; ortak yaşamın (Aile birliğinin) gereksinim duyduğu; örneğin yemek, içmek, giyim vs. gibi ihtiyaçları sağlanan kredi limiti dahilinde ek kartı ile alabileceği gibi eşinin kendisine veya aile dışında bir kişiye almak istediği hediyeyi dahi almak yetkisine sahiptir. Ek kart hamili işte bütün bu harcamalarını asıl kart sahibi hesabına ve ona borç kaydedilmek üzere yapmaktadır. Bu hukuksal sorumluluk kredi sözleşmesinin kurulduğu andan itibaren banka ve asıl borçlu tarafından bilinmekte ve kabul edilmiş bulunmaktadır. Bu nedenledir ki ek kart hamili asıl borçlu dışında müteselsil borçlu sıfatıyla alacaklı bankaya güvence sağlayan bir borç üstlenme ve borca katılma olarak kabul edemeyiz. BK'nun 18. maddesine göre bir sözleşmenin biçim ve koşullarını belirlemede onların gerçek ve ortak amaçlarını aramak gerekir. Olayımızda kadın, kocanın yapması gereken harcamaları onun sağladığı ek kredi kartı ile yapmakta ve böylece koca MK'nun 152. maddesine göre yükümlülüğünü yerine getirmektedir. Bu yükümlülüğe rağmen ek kart hamili eşi kendi harcamalardan dolayı sorumlu tutmaya kalkarsak aile birliği için yapılan harcamaları da kadına yüklemiş oluruz. Diğer bir söyleyişle kocanın yapması gereken masrafları kadından (eşinden) tahsil etmiş duruma düşeriz ki, bu da koca menfaatine kadını borç altına sokmak demektir. İşte bu durumda MK'nun 169/son maddesindeki Sulh Yargıcının onayını aramak gerekir. Yasanın bu amir hükmünün kredi sözleşmesi ile önceden bertaraf edilmesi de hukuken mümkün değildir. Diğer taraftan kadının kendi çıkarına harcamalarda bulunduğunu ayırt etmek ve tespit etmek mümkün müdür? Hangi harcamalar kadının çıkarınadır, hangileri değildir? Bunların tespitinde hangi ayırıcı unsurları arayacağız. Kadın kendisine bir çorap almış ise bu kadın çorabıdır kocanın rızası ile alıp alınmadığını ispat etmesi gerekir, aksi halde sen sorumlusun mu denecek... Böyle bir ayrıma girmenin getireceği sorunlar davaların yıllarca sürmesini gerektirecek, alacaklı zamanında alacağını tahsil edemeyecektir.
Kocanın, Banka ile yaptığı kredi kartı sözleşmesindeki amacı, kendi alışverişine yardımcı olmasını yeğlemesi yanında, kendi hesabından ortak giderler veya eşinin zati ihtiyaçlarını gidermesi için ona nakit para verme yerine ek kart sağlamasıdır. Bu yetkinin eşe tanınmış olması, kredi kartı ile yapılan alışverişlerden kadının bankaya karşı asıl kart hamili var olduğu müddetçe sorumlu tutulması mümkün değildir. Ek Kart hamilinin kendi çıkarına aşırı harcamaları, asıl kart sahibi ile bir iç sorun teşkil edip bankanın bu harcamalar tutarını asıl kart sahibinden istemesine de engel değildir.
O halde somut olayda, ek kart hamili davalı için yukarıda açıklanan nedenlerle sorumluluğuna gidilmez. Yerel Mahkeme kararının bu sebeplerle onanmasına dair daire kararı doğru olup karar düzeltme isteminin reddi gerekir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy