(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 101)
Dava:Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar tarafından vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, Bakanlar Kurulu Kararına göre davalı S. Y.'in borçlu, diğer davalıların müteselsil kefil oldukları kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredi borcunun ödenmediğini, aleyhlerine geçilen icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, haksız itirazın iptali ile 40 inkar tazminatının davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı S. Y., kendisinin ve kefillerin muaccel borçları olmadığını, Bakanlar Kurulu Kararına göre, açılan kredinin iki yıl sonra geri istenebileceğini, 30.10.1994 günü bir yıllık faiz tutarı 140.895.000. TL.nı davacı bankaya yatırdığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve vaki ödeme düşüldükten sonra, 398.448.354. TL. üzerinden takibin devamına, 40 inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Yanlar arasında bağıtlanan Tarımsal Kredi Sözleşmesinin özel hükümler başlıklı 21. maddesinde; bu kredi sözleşmesine dayalı kullandırılan kredilerde, geri ödeme tarihleri ve miktarlarının sözleşmede gösterilmesi halinde, paraların hızalarında yazılı tarihlerde bankaya yatırılacağı, ödeme tarihlerinde ödenmeyen miktarlar olduğu takdirde, bankanın sözleşmeyi feshedip sözleşmeye dayalı kullandırılan bütün kredileri muaccel kılabileceği öngörülmüştür.
Sözleşmede belirlenen 31.8.1996 gününde yatırılması gereken ödemesiz dönem faizi 21.10.1996 gününe dek yatırılmadığının saptanması üzerine cari hesabın 21.10.1996 gününde 1.9.1996 valör tarihi itibariyle kat edildiğini bildiren "muacceliyet ihbarnamesi" borçlu ve kefillere gönderilmiştir.
B.K.nun 101/2. maddesinde açıklandığı üzere borcun yerine getirileceği günün birlikte kararlaştırılmış olması durumunda bu günün bitiminde borçlu temerrüde düşer. Artık borçluya belirlenen alacağın ödenmesi için ayrıca bir süre verilmesine ve buna yönelik bir ihtara gerek kalmamaktadır. Alacaklı her an talep hakkına sahip bulunmaktadır.
Bu nedenle davacı bankanın hesabı keserek alacağın tahsiline ilişkin icra takibine başlamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ayrıca davacı bankaca davalılar hakkında yapılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında davalı borçlunun itirazında haksız olduğunun saptanmasına ve banka alacağının davalı yanca hesap edilebilir (likit) bir alacak olması nedeniyle İİK.nun 67/2. maddesi hükmü doğrultusunda icra inkar ödencesi hükmedilmesi de yerindedir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının ONANMASINA, 27.4.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy