(2004 S. K. m. 142)
Dava: Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilince her ne kadar duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de davanın niteliği itibariyle bu istem dikkate alınmayarak incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, borçlu Bülent ... ve Uğur ...'a ait taşınmazların satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde davalıların alacaklı olduğu 1994/1407 ve 1994/1439 sayılı dosyalara pay ayrıldığını, bu dosyalara konu alacağın muvazaalı olduğunu, gerçek bir alacak-borç ilişkisine dayanmadığını ileri sürerek sıra cetveline itiraz etmiştir.
Davalılar vekili cevabında, müvekkili Meral ...'in borçlu Bülent ...'a 3.000.000.000.TL. borç para verip 15.3.1993 vadeli bonoyu aldığını, müvekkili Rezin ...'nın Uğur ...'a 5.000.000.000.TL. borç para verip 15.6.1993 vadeli bonoyu aldığını, bonoların vadelerinde ödenmemesi üzerine bir müddet bekleyen müvekkillerinin takibe geçerek borçlulara ait taşınmazları haczettiklerini, alacak-borç ilişkisinin muvazaalı olmadığını, akrabalık ilişkisi içinde verilen borç paranın senede bağlandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre, aynı mahkemenin kesinleşen bir kararında davalıların borçlulardan alacaklı olmadıklarına hükmedildiği, bu hükmün taraf olmayan davacı yönünden güçlü delil niteliğinde olduğu, davalıları bu delili hükümsüz kılacak delil göstermediği ve alacaklı olduklarını kanıtlayamadığı gerekçesiyle dava 2.İcra Müdürlüğünün 1994/1407 ve 1994/1409 sayılı dosya borçlularının davalılara gerçekte borçlu olmadığının tespitine, sıra cetvelinin buna göre düzeltilmesine karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Davalılardan Rezin ... 15.6.1993 vadeli 5.000.000.000.TL. bedelli, Meral Selek 15.3.1993 vadeli 3.000.000.000.TL. bedelli bonolara dayanarak yaptıkları takip sonucu borçlulara ait taşınmazlara haciz koydurmuşlar, taşınmazların satışından sonra ilk haczi koyan davalılara satış bedelinden pay ayrılmıştır. Davacı banka davalıların borçlulardan gerçekte bir alacağı bulunmadığını ileri sürerek sıra cetveline itiraz etmiştir. Bu tür davalarda kural olarak ispat yükü davalı alacaklılardadır. Davalılar borçlulara olan takibe konu miktar kadar alacaklı olduklarını kanıtlamalıdırlar. Somut olayda davalılar bonoya dayanmışlarsa da bono tek başına alacağın gerçek olduğunun kabulüne yeterli değildir. Alacağın birbirini doğrulayan delillerle usulen kanıtlanması gerekir. Davalılar, takip borçlularından bonoların bedeli kadar alacaklı olduklarını kanıtlayamadıkları gibi aynı bonolara dayalı alacağın muvazaalı olduğu, mahkemenin bir başka dosyasında kabul edildiğinden ve karar kesinleştiğinden mahkemece bu yönler gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün ONANMASINA, 30.04.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy