(2004 S. K. m. 54) (7201 S. K. m. 32)
Dava: Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, borçluya ait mahcuz malların satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde satış bedelinin davacı ve davalı alacaklı arasında garameten paylaştırıldığını, davalının takip dosyasından ödeme emrinin borçluya 22.1.1998 tarihinde ceza evinde tebliğ olunduğunu, bu tebligatın geçersiz bulunduğunu, takibin kesinleşmediğini, satış bedelinin tamamının müvekkili bankaya ödenmesi gerektiğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, borçlunun ödeme emrinin tebliği tarihinde yasal olarak mümessil tayin edilmesi gereken bir durumda bulunmadığını, yapılan tebligatın kanuna aykırı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mercii Hakimliğince iddia, savunma ve toplanan delillere göre borçlunun 8.1.1998 tarihinde oğlunu kendisine vekil tayin ettiği, tebligatın usulsüzlüğü konusunda takibe taraf olmayan davacının dava açma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalının alacaklı olduğu takip dosyasından ödeme emri borçluya cezaevinde iken tebliğ olunmuştur. İİK. nun 54. maddesine göre, mümessili olmayan bir tutuklu veya hükümlü aleyhine takipte, mümessil tayini vesayet makamına ait olmadıkça, icra müdürü bir mümessil tayin etmesi için kendisine münasip bir mühlet verir ve takibi bu sürenin bitmesine bırakır. Görüldüğü gibi hüküm uyarınca mümessili olmayan bir tutuklu hakkında tebligat yapılabilmesi için İcra Müdürlüğünce mümessil tayin etme hususunun tutukluya bildirilmesi, verilen süre içinde temsilci tayin edip icra dairesine bildirmemesi halinde takibe devam olunması, süresinde mümessil tayinin de ise ödeme emrinin mümessil adına çıkarılması zorunludur. Her ne kadar Tebligat Kanununun 32. maddesine göre tebliğ usule aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuş ise, tebliğ geçerli sayılır ise de, bu hüküm tebligatın Tebligat Kanunu hükümlerine aykırı yapılması halinde uygulanması mümkün olup, İİK. nun 54. maddesinin uygulanması gerekli işlemlerde uygulanma olanağı yoktur. Davalının alacaklı olduğu dosyadan İİK. nun 54. maddesine uygun işlem yapılmadığından, bu tebliğ geçersizdir. Bu durumda davalının ihtiyati haczi davacının daha önce olan ihtiyati haczinin kesin hacze dönüşmesinden sonra kesin hacze dönüşeceğinden davacının haczine iştirak etme olanağı bulunmamaktadır. Her ne kadar takibe taraf olmayanlar takip işlemlerindeki usulsüzlüğü şikayet konusu yapamazlarsa da icra işlemlerindeki usulsüzlük düzenlenecek sıra cetvelinde tarafların haklarını ihlal ettiği ölçüde sıra cetveline itiraz edilerek şikayet konusu yapılabilir. Mercii Hakimliğince bu yönler gözetilerek şikayetin kabulü gerekirken, yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.02.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy