(6762 S. K. m. 116)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, davalının bayi olarak satın aldığı gübreyi, bitkisel üretimde kullanması gereken çiftçilere satmayarak, kendilerince Ziraat Bankasından alınan destekleme primlerinin bankaca hesaplarına el konulmak suretiyle tahsil edildiğini ve zarara uğradıklarını iddia ederek 968.725.-TL. alacağın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacının gübre satılan kişilerin çiftçi olmadıklarını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacının, davalının düzenlediği çiftçiye satış faturalarına göre dava dışı Ziraat Bankasından tahsil ettiği destekleme primleri, davalının satışlarının usulsüz olduğu gerekçesiyle Ziraat Bankasınca geriye alınmış ve davacı tarafından bu işlemin iptali için anılan dava reddolunarak Danıştay tarafından onanmıştır.
Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 6. maddesinde bayiinin şirketten aldığı malları sadece bitkisel üretimde kullanmak amacı ile gerçek ve tüzel kişilere satabileceği öngörülmektedir. Bu hüküm bayie satış yaptığı kişileri araştırma ödevi yüklemektedir. Hükme esas alınan 1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile çıkartılan 4.8.1986 tarih, 73663 sayılı genelge, 1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararının, 1988 tarihli Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlükten kaldırılması ile birlikte yürürlükten kalktığından bu genelgeye de dayanılamaz.
Davalının çiftçi ve yeterli toprak sahibi olmayan kişilere gübre sattığı yapılan Ziraat Bankası tespiti ile sabittir.
Hal böyle olunca mahkemece, bayilik sözleşmesi hükümleri doğrultusunda davacının uğradığı zarar hesaplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.05.1999 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY YAZISI
Davacı şirket gübre üretip satan kuruluştur. Üretilen gübrenin bitkisel üretimde kullanılmak üzere satılması halinde, (satış bedelinin bir kısmı devlet tarafından davacı şirkete ödenmek üzere) desteklenmesi, Bakanlar Kurulunca kararlaştırılmıştır. Üretici ve satıcı konumunda olan davacı şirketin destekleme bedeline müstahak olması, sattığı gübrenin bitkisel üretim yapan alıcıya ulaştırılması koşuluna bağlıdır. Davalı, tüketici durumunda olan bir alıcı değil, aradaki sözleşme uyarınca tüketiciye, davacı adına satım yapan bayi konumundadır. Bu durumu ile destekleme kararındaki imkandan yararlanan kişi gübreyi tüketen kişi olup, Bayi konumundaki davalı yönünden haksız zenginleşmeden söz edilemez. Destekleme bedeli olarak alınıp, Danıştay Kararı ile olsa dahi davacı şirket tarafından devlete iade edilen miktarın, bu nedene dayalı olarak davalıdan istenebilmesi mümkün değildir. Bunun dışında davalının sorumluluğunun kaynağı sözleşmeye aykırı davranışta bulunmak olarak düşünülebilir. Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca satıcı davacı, nasıl ki kendisine destekleme bedelini ödemek durumunda olan idareye karşı, ürettiği gübrenin bitkisel üretimde tüketilmek üzere satıldığını kanıtlamak durumunda ise; bayiine de bu yükümlülüğünü, şek ve şüpheye meydan vermeyecek açıklıkta düzenlemeler ile aktarmak ve bunu da kanıtlamak durumundadır. Bakanlar Kurulu Kararı, üretici satıcı ve tüketici hakkında olup, davalı bayiinin sorumluluğu bayilik sözleşmesi ile sınırlıdır. Bayilik sözleşmesinde bu konuya ilişkin yegâne hüküm m.6'daki Bayi, şirketten aldığı malları sadece bitkisel üretimde kullanmak amacıyla gerçek ve tüzel kişilere satabilir. .. ibaresidir.
Kurumsallaşmış bir şirket olan davacının ticari münasebetlerini, muhataplarının ticari ve kültürel seviyesine göre formüle etmesi gerekir. Davacının bayii olan davalı küçük bir ilçede çiftçiye gübre satışı yapan bir tacirdir. Sözleşmedeki bu ibarenin tazammum ettiği mananın ve bu manaya göre davalının yükümlülüklerinin, bu çerçevede yapılacak değerlendirmeler sonucunda belirlenmesi gerekir. Özellikleri yukarıda belirtilen bir bayiinin, altında imzası bulunan sözleşmedeki bu ibarenin kendisine, tüketimin sınai veya bitkisel amaç dışında bir amaçla yapılacağını açıkça gösteren durumlar hariç olmak üzere, alıcının beyanının dışında bir araştırma yapılması veya gübrenin alınış sebebinin belgelendirilmesi lüzumunu da yüklemekte olduğunu bileceği veya bilmesi gerektiği kabul edilemez. Böyle bir ibareden anlaşılması gereken ve yükümlü tutulacak olan husus; gübre alıcısının tüketimini bitkisel üretimde yapacağını bildirmesinin veya davranışının bu anlamı ortaya koymasının yeterli olacağıdır. Kaldı ki tüketimin bitkisel amaca yönelik olarak yapılıp başka bir amaçla yapılmayacağının ya da başka bir amaca yönelik tüketimde bulunacak kişilere aktarılmayacağının kesin olarak belgelendirilmesi ve bunun takip edilebilmesi de davalı bayi yönünden mümkün değildir. Bu nedenlerledir ki, davalı bayiinin, bitkisel üretim amacına yönelik olarak alındığı zannı ile yaptığı bir satım ile sözleşmeyi ihlal ettiği kabul edilemez. Bu durumda yerel mahkeme kararının onanması gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy