(6762 S. K. m. 592, 730)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılardan Yamin Akgül vekilince duruşmasız, diğer davalı vekilince de duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. Suna İleri ile davalı Cihangir Güven vek. Av. Murat Güven ve davalı Yamin Akgül vek. Av. Erhan Erkan'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı vekili, davacı şirketin merkezinde şirketin işleri için kullanılmak üzere boş bırakılan açık çekin davalı Yasin Akgül tarafından bilgi ve onam dışında alındığını, durumun anlaşılması üzerine şirket temsilcisi Abdurrahim'in çeklerin iptaline yönelik bankaya ve Cumhuriyet Savcılığına başvurduğunu, davalı Yamin'in çeki doldurarak öbür davalı Cihangir Güven'e verdiğini, onun takibi sonucu davacı şirkete ait otobüsün haczedilerek muhafaza altına alındığını, bu arada davalı Yamin ile çekte imzası bulunan şirket temsilcisi Abdurrahim arasında düzenlenen protokolle şirketin borcuna mahsuben DM alındığını, 10.000 DM'nin ödeneceğinin kararlaştırıldığını, sonra şikayetten vazgeçildiği halde davalı Cihangir'in takibe devam ettiğini bildirerek Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 1997/862 sayılı dosyasına konu çekle borçlu olmadığının saptanmasını, ödenen 5.000 DM 400.000.000.-TL.nin geri alınmasına, 15.000 DM borçlu olduğunu belirleyen protokolün onaylanmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı Yamin Akgül vekili, vekil eden Yamin'in davacı şirket temsilcisi Abdurrahim'in yakın arkadaşı olduğunu, temsilcinin şirket adına değişik zamanlarda borç para aldığını, aralarındaki hesaplaşma sonucu 34.000 DM alacağı olduğunun belirlendiğini, borca karşılık temsilcinin miktar ve düzenleme günü açık olan dava konusu çeki verdiğini, borcun ödenmemesi üzerine öbür davalı Cihangir'e ciro ettiğini, sözü edilen protokolle bu dava arasında bağlantı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Cihangir Güven vekili, davacının çekteki imzayı kabul ettiğini, çek bedelini öbür davalıya ödeyip aldığını, düzenlenen protokolün öbür davalı ile şirket arasındaki harici bir borç ilişkisine ait olup bu davayla ilişkilendirilemeyeceğini açıklayarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalılardan Yamin'in dava konusu çek nedeniyle asıl alacaklı olduğu, imza dışındaki bölümleri boş olarak verilen çeki aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak alacağından fazla doldurduğu, bu konuda sonradan tarihsiz protokol başlıklı belge düzenlendiği belirlendiğinden davacıyla davalı Yamin Akgül arasında düzenlenen protokolün geçerli olduğunun saptanmasına, davacı şirketin bu davalıya yönelik geri alma isteminin reddine, öbür davalı Cihangir Güven hakkındaki davanın kabulüyle, davacı şirketin dava konusu 18.2.1997 keşide günlü çekle borçlu olmadığının saptanmasına karar verilmiş, karar davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 1997/862 sayılı dosyasında, davalı Cihangir Güven vekili, 26.2.1997 gününde davacı şirket temsilcisi Abdurrahim'in keşide ettiği 2.400.000.-TL. bedelli hamiline yazılı 18.2.1997 keşide günlü çekle takip talebinde bulunmuştur. İcra dosyasının incelenmesinde borçlu şirket temsilcisi Abdurrahim'in 6.3.1997 gününde borca herhangi bir itirazı olmadığını, borcun tamamını ödeyeceğini, 20.3.1997 gününde ise borcun tamamını kabul ettiğini, 20.4.1997 gününde 10.000 DM ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, alacaklı vekili de aynı gün başvurarak şirket yetkilisinin taahhüdünü kabul ettiğini bildirerek icra tutanağına geçen sözlerini imzalamak suretiyle belgelemişlerdir.
Davacı şirketin temsilcisi Abdurrahim ile davalı Yamin'in taşıyan "protokol" başlıklı tarihsiz belgede aynen, Petrol Ltd. Şti.nin borcuna mahsuben 5.000 DM alınmıştır.
DM ise en geç 20.4.1997 tarihinde ödenecektir, îş bu bedel takdirde Doğangüzel Petrol Ltd. yetkilisi Abdurrahim Doğangüzel her türlü sorumluluğu kabul etmektedir. Bu bedel hesap kapanacaktır". Bu belge içeriği ve icra dosyasının olan borçlu şirket yetkilisi Abdurrahim ile alacaklı Cihangir vekilinin 20.3.1997 günlü icra tutanağına geçen imzalı bildirimleri değerlendirildiğinde borçlu şirket temsilcisi Abdurrahim ile davalı Yamin arasında düzenlenen protokol içeriğinin aynen icra dosyası yanlarınca da benimsendiği sonucuna varılmaktadır. Protokol başlıklı belgeyle, asıl ilişkinin yanları borcun miktarını 15.000 DM olarak belirleyip 5.000 DM'ın ödenmesiyle geriye 10.000 DM. kaldığını saptamışlardır. Bu olgu çeke dayalı takip dosyası yanlarınca da 10.000 DM olarak benimsenip kabul edilmiştir. Protokol sonuçları icra dosyası yanında davacının 29.4.1997 gününde Cumhuriyet Savcılığına Yamin hakkındaki şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle de ortaya çıkmıştır.
Bu durumda asıl ilişki nedeniyle borçlu şirket ile davalı asıl alacaklı Yamin arasında takip konusu çekten dolayı alacak miktarının protokolle 15.000 DM olarak belirlendiğinin kabulü gerekir.
Buna karşın davalı Yamin Akgül protokole konu edilen ve saptanan alacağın çek nedeniyle doğan alacağa ilişkin olmayıp başka bir alacakla bağlantılı olduğuna yönelik savunmasını kanıtlamakla yükümlüdür.
Bu durumda davalı Yamin, protokolün çek dışında başka bir ilişkinin varlığına yönelik olduğu yolundaki savunmasını kanıtlamakla yükümlü olduğundan mahkemece kendisine bu konudaki kanıtlarını sunması için uygun bir önel verilmesi, varsa davacının karşı kanıtlarını da topladıktan sonra varılacak sonuç çevresinde karar verilmesi, davalının kanıtlayamaması halinde protokolün uyuşmazlık konusu çekle ilgili yapıldığının ve o miktarla alacaklı olduğunun kabulüyle buna göre hüküm kurulması gerekir.
Öte yandan davalı hamil Cihangir ile borçlu davacı şirket arasındaki ilişkide; davalı hamilin çekin iktisabında kötü niyetli ya da ağır kusurlu olduğu ileri sürülüp kanıtlanmış değildir. TTK.nun 730/3. maddesi yollamasıyla çekler hakkında da uygulanan 592 nci maddesi hükmüne göre çeki iktisaplarında hamil kötü niyetli değilse ya da ağır kusuru yoksa çeki sonradan iktisap eden bu kimseye karşı, açık çekin anlaşmaya aykırı doldurulmuş bulunduğu def'i ileri sürülemez. Bu nedenle hamil davalı Cihangir hakkındaki davanın reddi gerekirken, yazılı biçimde davacının borçlu olmadığının saptanmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalılar yararına takdir edilen 30.000.000.-TL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.10.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy