(2004 S. K. m. 67, 68)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalılara akaryakıt ve elektrik malzemesi satıp, inşaatlarının elektrik tesisatını döşediğini; ayrıca davalı Aslan ... tarafından keşide edilen senetlerin ödenmediğini belirtip, sözü edilen alacakların tahsili için girişilen icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek 2.098.251.000 TL.nın dava tarihinden itibaren işleyecek % 82 reeskont faizi ve icra inkar tazminatı ile birlikte tahsiline, itirazın iptaline ve icranın devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevabında, müvekkillerinin borçlarını bono vermek suretiyle ödediklerini ve bonoya bağlı toplam 240.000.000 TL borçları bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davacının toplam 270.000.000 TL.lik alacağı için bono ibraz ettiği, kalan borç için İİK. nun 68/3 maddesinde sayılı belgelerden ibraz edemediği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davalıların itirazının iptaline ve takibin 270.000.000 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin ve icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK. nun 67. maddesinde, takip talebine itiraz edilen ve itirazın kaldırılması isteğiyle icra tetkik merciine başvurmayan alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemede itirazın iptali ya da zamanaşımı süresi içinde genel hükümlere dayalı olarak alacak davalarından birini açabileceği öngörülmüştür.
Dava dilekçesinde: dava tarihinden itibaren % 82 oranında faizi ile birlikte alacağın tahsiline ve ayrıca, itirazın iptaliyle takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmolunması talep olunmuştur.
Alacağın tahsili ile itirazın iptali ve icra takibinin devamı yönünden taleplerin birlikte ileri sürülebilmesi mümkün bulunmayıp, öncelikle davacı tarafa talebinin niteliği açıklattırılarak değerlendirmenin buna göre yapılması gerektiği düşünülmeksizin; alacağın İİK. nun 68. maddesinde yazılı belgelerle kanıtlanamadığı nedeni ile yazılı şekilde hüküm oluşturulması doğru bulunmamaktadır. Öte yandan davalılar aleyhine girişilen icra takibi, dayanağı ve dökümü gösterilmeksizin toplam 2.000.000.000. TL.sı üzerinden yapılmış ise de; ispat kurallarının uygulanmasında alacakların dava dilekçesinde açıklanan tür ve miktarlarının gözetilmesi gerekip; muvafakat edilmeyen hususlarda dinlenen şahit beyanlarına itibar edilemez.
Davalıların, 5.9.1996 tarihli bononun, ayrıca talep olunan akaryakıt bedeline karşılık olarak verildiği yolundaki savunmalarına karşı davacının; 100.000.000 TL.lık alacağın dayanağı olarak gösterilen 5.10.1996 vade tarihli bonoya karşı ise, davalıların beyanları belirlenmeden sonuca gidilemeyeceği gibi, 668.801.000 TL. lık akaryakıt alacağının dayanağı olarak dosyaya ibraz edilen fişler ve diğer belgelerle ilgili olarak davalı tarafın beyanlarının alınması ve ayrıca davalılar tarafından 70.000.000 TL. lık kısmı kabul edilen elektrik malzemesi ve işçiliği ile ilgili alacak yönünden taraf delilleri gereği gibi değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli bulunmadığı gibi likit, bir başka deyişle belirlenebilir nitelikteki alacak yönünden talep edilen icra-inkar tazminatı ile ilgili isteğin reddi de kabul şekli itibarı ile isabetli bulunmamaktadır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 22.10.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy