(743 S. K. m. 169, 790, 796, 798) (1086 S. K. m. 388)
Dava: Taraflar arasındaki ipoteğin fekki davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı bankanın 4.10.1996 tarihli ihtarname göndererek dövize endeksli kredi borcunun ödenmesini istediğini ve müvekkiline ait taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiğinden de bu şekilde haberdar olunduğunu MK.nun 169. maddesine göre hakim izni alınmadan yapılan ipotek işleminin geçersiz olduğunun ipoteğin fekkini ve icra takibine konu edilmemesi için tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davacının ve eşinin müvekkili bankadan kredi kullandığını davacının da kredinin müşterek borçlusu olduğunu, eşine verdiği 21.5.1993 tarih ve 30726 yevmiye nolu vekaletnameye dayanılarak ipotek tesis edildiğini bu nedenle davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davacının eşi Sermet ...a verdiği 21.5.1993 tarihli vekaletnameye göre ipoteğin tesis edildiği davacının davalı bankaya borcu var ise bu borç yönünden ipoteğin geçerli olduğu, bu nedenle ipoteğin fekki isteminin reddine ancak ipoteğin Sermet Sağocak'ın borcu için teminat teşkil etmediğinin tespitine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin haberi ve izni olmaksızın gerçekleştirilen ipoteğin MK.nun 169. maddesine göre geçersiz olduğunu, bu nedenle geçersiz ipoteğin fekkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı Nihal ...ın eşi Sermet S...a verdiği 21.5.1993 tarihli Beyoğlu 18. Noterliğinin 30726 yevmiye nolu vekaletnamede beni temsilen hareketle bu vekaletname ile vekil tayin ettiğini, Sermet ...ın ... bilumum bankaların merkez ve şubelerinden almış olduğu ve alacağı her türlü kredilerin ve borç paraların teminatını teşkil etmek üzere maliki bulunduğum...taşınmazda ipotek tesis ve tescil ettirmeye ... vekil tayin ettim denilmektedir. Davalı banka ise davacının kredinin müşterek borçlusu olup, olayda MK.nun 169. maddesinin uygulanmaması gerektiğini savunmuştur. Davacı Nihal ile eşi dava dışı Sermet ... davalı bankaya müracaat ederek kredi talebinde bulunmuş olup, kredi başvuru formundaki imzanın davacının eli ürünü olduğunda ihtilaf bulunmamaktadır. Ancak 28.5.1993 tarihli kredi sözleşmesindeki imzanın davacının eli ürünü olmadığı anlaşılmıştır. Davalı banka söz konusu kredi sözleşmesi gereği davacıya kredi kullandırdığını savunduğuna göre kredinin kime ödendiği konusunda banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile ve HUMK.nun 388. maddesine aykırı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harçların istekleri halinde iadesine, 25.02.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy