(2004 S. K. m. 16, 72) (1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin dava dışı Eska A.Ş aleyhinde İstanbul 6.İcra Müdürlüğünün 91/1107 sayılı dosyası ile takip yaptığını ve borçlunun mallarını haczettirdiğini, bu mallardan bir kısmının müvekkiline ait olması nedeniyle davalı aleyhinde İstanbul 4. İcra Tetkik Mercii'nin 91/1544 Esas sayılı dosyası ile istihkak ve Kadıköy 4. İcra Tetkik Merciinin 92/28 Esas sayılı dosyası ile de ihalenin feshi davası açıldığını, istihkak davasının müvekkili lehine sonuçlanıp hükmün kesinleştiğini ihalenin feshi davasının ise; istihkak davası açılmış olması nedeni ile reddedildiğini, istihkak davası kararının icra dosyasına ibraz edilip malların veya satış bedelinin iadesinin talep edildiğini, icra müdürlüğünce davalıya gönderilen muhtıra üzerine bir kısım alacağın tahsil edildiğini, bu aşamada davalının muhtıranın iptali için yaptığı şikayetin İstanbul 6. İcra Tetkik Merciince reddedildiğini ancak, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından hükmün bozulduğunu, bozma ilamı doğrultusunda tetkik mercii'nin muhtıranın iptaline karar verdiğini, bu hükmünde kesinleşmesi üzerine ortada çelişkili iki karar olduğunu, ikinci karar nedeniyle davalının sebepsiz zenginleştiğini zira istihkak davası sonunda malların müvekkiline ait olduğunun tesbit edildiğini, tedbir'e rağmen 3.kişiye ait mahcuz malları elde eden alacaklıya icra müdürlüğünce çıkarılan muhtıranın yasaya uygun olduğunu belirterek İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün 1991/1107 sayılı takip dosyasında, borçlu olmadıklarının İİK'nun 72. maddesi uyarınca tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davadışı borçlu hakkında yaptığı takipte borçlunun hazcedilen mallarından bir kısmının müvekkili tarafından alacağına mahsuben satın alındığını, satışın durmasına ilişkin herhangi bir tedbir kararı olmadığını, davacının bu aşamada açtığı istihkak davasının lehine sonuçlanıp, kesinleştiğini bu karara dayanılarak müvekkilinin alacaklı olduğu takip dosyasında yasaya aykırı olarak müvekkiline muhtıra çıkarıldığını ve satılan malların bedelinin müvekkilinden talep edildiğini ve müvekkilinin de bu bedeli ödemek zorunda kaldığını, ancak icra dairesinin hatalı uygulamasının iptali için de İstanbul 6. İcra Tetkik Merciinin 94/446.Esas sayılı dosyası ile şikayet yoluna gidildiğini tetkik merciinin muhtıranın iptaline karar verip kararın kesinleştiğini, davacı banka adına yatırılan paranın iadesi için İcra Müdürlüğüne müracaat edildiğini, bunun üzerine bu davanın açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, icra dosyasında, davalı adına çıkarılan muhtıranın iptal edilmiş olması nedeniyle davacı bankaya ödenen 423.000.000.-TL'nın hukuki dayanağı kalmadığı ve davalıya iadesinin gerektiği ayrıca davalı açısından sebepsiz zenginleşme de söz konusu olmayıp alacağına mahsuben malları satın aldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlıkta, öncelikle çözümlenmesi gereken sorun; Tetkik Merciinin, memur muamelesine şikayet üzerine takip hukukuna ilişkin olarak verdiği muhtıranın iptali kararının istihkak davasına ilişkin karar karşısındaki hukuki durumu ve olumsuz tesbit davasında kesin hüküm teşkil edip etmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Tetkik Merciinin istihkak ve ihalenin feshine ilişkin olarak verdiği kararların kesin hüküm teşkil ettiğinde doktrinde ve uygulamada duraksama yoktur. Zira bu tür davalarda hakim takip hukukunun katı ve şekilci kalıpları içerisinde sıkışıp kalmamakta, diğer mahkemeler gibi, genel hükümler çerçevesinde bütün delilleri serbestçe inceleyip, değerlendirilerek karar vermektedir.
Muhtıranın iptaline ilişkin karar ise şikayet prosedürü içinde incelenmeye tabi ve takip hukuku ile ilgili olup, şeklen kesinleşse bile maddi hukuk bakımından kesin hüküm teşkil etmez (Bknz. Prof. Baki Kuru İcra İflas Hukuku Cilt.2.s.1107 vd., İcra İflas Hukuku-1983 S.44.vd. Doç. Dr. Süha Tanrıver ilamlı icra takibinin dayanakları ve icranın iadesi s-60 vd.). Hal böyle olunca istihkak davası sonucu verilen kararın kesinleşmesi ile mahçuz mallar üzerindeki mülkiyet hakkı tartışılmaz hale geldiğinden satış bedelinin malik davacıya ödenmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Mahkemece açıklanan hususlar gözetilerek davacının borçlu olmadığının tesbitine karar vermek gerekirken, olaya uygun düşmeyen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddinde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 17.02.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy