(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki karşılıklı itirazın iptali-menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı - karşı davalı banka vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av.. ile davalı vek.Av..in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili bankanın dava dışı D.... Yatırım A.Ş.nin acentası olduğunu, davalının ise bankanın hem acentalık müşterisi, hem de kredi müşterisi olduğunu, 16.3.1998 tarihli Menkul Kıymet Alım-Satım Aracılık Çerçeve sözleşmesi, 16.6.1998 tarihinde de Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, davalının hisse senedi alım satımlarından dolayı eksi bakiyeye düştüğü, bu eksi bakiyenin kredi kapsamında banka kaynaklarından kullanıldığını, davalının akdi taahhütlerini yerine getirmemesi nedeniyle kredi hesabının 12.8.1998 tarihinde kat edildiği 22.303.239.919.-TL. alacağın tahsili için yapılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini % 40dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bankanın müvekkilini yanlış bilgilendirerek İki Trilyon Liraya yakın işlem yaptırdığını ve portföyünün sürekli artı değerde olduğunu bildirdiğini, bankanın kredi sözleşmesinin limitini aşamayacağını, bankanın basiretli tüccar gibi davranmayarak müşterisini aldatmaya yönelik işlemler yaptığını beyanla itirazın iptali davasının reddini istemiş, Malatya 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/541 sayılı esasında kayıtlı dava dilekçesinde de bankaya borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
İtirazın iptali dava dosyası ile menfi tespit davasının dosyaları birleştirilmiştir.
Mahkemece, davacı bankanın menkul kıymet hareket dökümünü davalı müşteriye göndermediği, müşterisini bilgilendirmediği davalının kendi aleyhine yapılan bu işlemlerden sorumlu tutulmasının hakkaniyetle bağdaşmayacağı gerekçesiyle itirazın iptali davasının reddine, menfi tespit davasının kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı-birleşen davanın davalısı banka vekilince temyiz edilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporu ayrıntılı incelemeyi içermediği gibi, Yargıtay denetimine olanak sağlayacak açıklıkta da değildir. Mahkemece 7.9.1999 tarihinde Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine yazılan talimatla dosyanın SPK mevzuatını iyi bilen üç kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilerek rapor alınması istenmiş olmasına rağmen, talimat gereği yerine getirilmeden emekli Sayıştay denetçilerinden rapor alınması ve bu rapor dikkate alınarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. İddia ve savunma dikkate alınarak Sermaye Piyasası mevzuatını iyi bilen bilirkişi heyetinden rapor alınarak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı banka yararına takdir edilen 65.000.000.-TL. duruşma vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak, davacı-karşı davalı bankaya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.9.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy