(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmasız, davacı vekilince de duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av... ile davalı vek. Av...nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili şirket aleyhine 1998/4810 sayılı dosyadan takibe geçtiğini, kesinleşen takibe konu faturanın kapalı fatura olduğunu, ayrıca fatura konusu borcun ödendiğine dair makbuz verildiğini, her iki belgenin müvekkilinin borcu olmadığını kanıtladığını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, takip konusu faturanın kapalı olmadığını, tarihsiz ödeme makbuzunun kooperatifi bağlamadığını, faize menfi tespit davasında itiraz edilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre davalı kooperatif vekilinin 1998/303 sayılı dosyadaki beyanının ibra olarak kabul edilemeyeceği, süt bedelinin fatura düzenlenmesinden sonra ödendiği konusunda taraflar arasında uygulama bulunduğu, ibranamede kooperatifin iki yetkilisinin imzası bulunmadığından ödeme belgesi olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle kapalı faturanın ödemeyi gösterdiğine ilişkin karinenin aksine bir uygulama bulunduğundan davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı fatura bedelinin bir kısmı için çekler verildiğini ve ödendiğini savunmuştur. Akbank Lüleburgaz şubesine ait çeklerin ödenip ödenmediği araştırılmamıştır. Bu çeklerin kime ödendiğinin bankadan sorulması, gerektiğinde kooperatifin ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece bu yönler gözetilmeden karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi davalının % 94 faiz talebinin haklı olup olmadığı üzerinde durulmadan hüküm kurulması da usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
3- Davalının temyizine gelince;
İİK. nun 72. maddesi uyarınca açılmış menfi tespit davasında ihtiyati tedbir kararı verilerek alacaklının alacağına geç kavuşmasına sebebiyet verilmişse, talep olmasa dahi alacaklı yararına tazminata hükmedilmesi gerekir. Mahkemece bu yön gözetilmeden cevap dilekçesinin süresinden sonra verildiği gerekçesiyle tazminat yönünden hüküm kurulmamasında isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, vekilleri Yargıtay duruşmasında hazır bulunan taraflar yararına takdir edilen 65.000.000.-TL. duruşma vekalet ücretinin birbirlerinden alınarak yekdiğerine ödenmesine, peşin harçların istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 12.10.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy